Bileşik göz nedir, Bileşik göz ne demek

Bileşik göz; Biyoloji alanında kullanılan bir terimdir.

Biyoloji'deki anlamı:

Böceklerde ve kabuklularda bulunan ommatidyum denen birbirine benzer birçok hücreden yapılmış bir göz tipi. Mürekkep göz, petek göz.

Bileşik göz anlamı, tanımı

Bile : Da, de, dahi. Birlikte. Üstelik

Bileşik : Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde). Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası.

Göz : Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.

Kabuklular : Kabukları yapılarındaki kireçli tuzlar dolayısıyla sertleşmiş olan, solunum aygıtları balıklara benzeyen, çok hücreli hayvanlardan eklem bacaklılar sınıfı.

Ommatidyum : Böceklerde ve kabuklularda petek (mürekkep) gözü meydana getiren çok sayıdaki hücrelerin her biri. Dış yüzeyi saydam kutikuladan oluşmuş bir mercek kapsayan ve saydam pelte şeklinde geriye uzanan bir koni ya da uzantıdan (kristal koni) oluşur. Çevresinde pigment hücreleri vardır. Kaidesinde ışığa duyarlı pigment kapsayan fotoreseptör hücrelerinin oluşturduğu kadeh şeklinde bir retinula yer alır. Petek gözü meydana getiren çok sayıda gözeden herbiri; sade göz.

 

Petek göz : Eklem bacaklı hayvanlarda görülen, birçok görme hücresinden oluşan göz türü.

Böcekler : Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.

Mürekkep : Yazı yazmak, desen çizmek veya basmak için kullanılan, türlü renklerde sıvı madde. Birleşmiş, birleşik. -den oluşmuş.

Kabuklu : Kabuğu olan.

Birbiri : Karşılıklı olarak bir diğeri.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Birbir : Yabancı olmayan, akraba, yakın. Akraba, yakın.

Birçok : Oldukça çok, sayısı belirsiz, bir hayli, müteaddit.

Böcek : Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere. Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı. Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar.

Petek : Arıların yumurtalarını bırakmak ve bal depo etmek için yaptığı, düzgün altıgen ağızlı bal mumu yuvacıklar topluluğu. Isıtma tesisatında ısı dağıtımını, içinden sıcak su geçerek sağlayan dilim, radyatör. Balçıktan yapılmış olan ve dikine duran sandık biçimindeki tahıl ambarı. Arı kovanı. Bu yuvacıklar topluluğunun bal olmayanı. Minarelerde külah ile şerefe arasındaki bölüm.

 

Kabuk : Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

Böce : Böcü. Börülce. Bit. [Bakınız: böcü]. Sırtlan. [Bakınız: böcük]. [Bakınız: böbö]. Kurt. Böcek, akrep, çıyan, örümcek v.s. Fasulye. Bu gece. Böcek.

Müre : Demircilerin demir delmek için kullandıkları bir araç.

Dene : Tane: Bahçeye beş dene kuzu girdi. Tahıl. Kabuğu dövülerek soyulmuş buğday, aşlık. Tane. Tane, adet. Buğday ve benzerleri mahsulün tanesi. Defa. Dokuma tezgâhında çalışan kadınlara armağan olarak gönderilen kuruyemiş ve şekerleme. (Yenikent Aksaray Niğde). Tane, habbe.

Diğer dillerde Bileşik göz anlamı nedir?

İngilizce'de Bileşik göz ne demek ? : compound eye