Blazes türkçesi Blazes nedir

Blazes ingilizcede ne demek, Blazes nerede nasıl kullanılır?

Like blazes : Deli gibi. Çok fazla.

Blaze a trail : Yol yapmak (yol olmayan bir yerde). Baş çekmek. Yol açmak. (yol olmayan bir yerde) yol yapmak. Bir ilke imza atmak. Çığır açmak. Öncülük etmek. Başı çekmek. Ağaçların gövdelerinde çentikler açarak yeni bir yolun geçiş yerini işaretlemek. İz sürmek.

Blaze abroad : İlan etmek.

Blaze away : Sürekli ateş etmek. Hararetli bir biçimde konuşmak. Ateşin tutuşması. Ateş etmeye devam etmek.

Blaze away at : Hararetle yapmak. Ateş etmek. Ateşe tutmak.

Ablaze : Işıl ışıl. Alev alev. Pırıl pırıl. Işığa gark olan. Yanmakta. Yanmakta olan. Ateşli. Işıltılı. Hararetli. Heyecanlı.

Blaze the trail : Öncülük etmek. Başı çekmek. Yol açmak.

Blazer : Blazer ceket. Teks. Spor ceket. Blazer (ceket). Blazer.

Blazers : Spor ceket. Blazer. Blazer (ceket). Teks. Blazer ceket.

Ablaze with anger : Öfkeden kuduran.

İngilizce Blazes Türkçe anlamı, Blazes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blazes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Criticise : Eleştiri yöneltmek. Tenkit etmek. Atıp tutmak. Azarlamak. Olumsuz noktaları üzerinde durmak. İyi ve kötü nitelikler hakkında değerlendirme yapmak (ayrıca criticize olarak da yazılır). Yargılamak. Kınamak. Eleştiride bulunmak. Eleştirmek.

 

Chthonic : Chthonian. Cehennem gibi. Yeraltına veya öbür dünyaya ait. Yeraltı dünyası ile alakalı. Yunan yeraltı tanrıları ile alakalı.

Broiler : Et verim yönüyle ıslah edilmiş, melez, en kısa sürede en az yemi tüketerek en yüksek canlı ağırlığa ulaşması hedeflenmiş piliç, broyler. Et tavuğu. Tava. Etlik piliç. Izgara. Çok sıcak bir gün. Broyler. Piliç.

Charge : Kanunla belirlenen bazı kamu hizmetlerinden yararlanma karşılığında alınan vergi. Saldırmak. Çevresinde kıvıl alan yaratan, artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği, niceliği. Ödetmek. Suçlamak. Hücum etmek. Doldurmak. Reaktör kalbine konulan yeni yakıt unsurlarının tamamı. Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali. 2— bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı. Şarj etmek.

Abysses : Tamu. Dipsiz gibi görünen yer. Boşluk. Olağanüstü derinlikte bir yerkabuğu yarığı. Abis. Uçurum. Derinlik.

Knock : Devirmek. Teklemek. Vurmak. Kusur bulmak. Kapı çalmak. Tartaklamak. Çalmak. Kapıyı vurmak. Çarpmak. Çarpışmak.

Abyss : Uçurum. Varta. Tamu. Yerde bulunan, çok derin ve dipsiz kuyu. Boşluk. Derinlik. Dibi olmayan çukur. Abis.

Hell : Casino. Şaka. Şamata. Tamu. Kahrolsun!. Felaket. Gırgır. Kumarhane. Çok.

Infernal : İğrenç. Rahatsız edici. Cehennemi. Sinir bozucu. Cehennem gibi. Cehenneme ait. Cehennemlik. Şeytanca. Berbat.

Blazes synonyms : gehenna, find fault, acheron, abaddon, hellers, heller, fault, pick apart, pick, criticize, bottomless pit, hells, hades, accuse, helling.

 

Blazes zıt anlamlı kelimeler, Blazes kelime anlamı

Absolve : Bağışlamak. Aklamak. Affetmek. Allah adına günahı affetmek. Arılamak. Beraat ettirmek. Kurtarmak. Tenzih etmek. Suçunu bağışlamak. Temize çıkarmak.

Praise : Şükretmek. Övmek. Methiye. Övgüyle söz etmek. Methetmek. Şükran. Gururunu okşamak. Hamdetmek. (allah'a) hamdetmek. Övme.