Burkitt lenfoma nedir, Burkitt lenfoma ne demek

Burkitt lenfoma; Biyoloji alanında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Tropik bölgelerdeki insanların lenfoit hücrelerinde görülen ve Epstein Barr (EB, EBV) virüsü tarafından meydana getirilen bir kanser tipi.

Burkitt lenfoma kısaca anlamı, tanımı

Lenfom : Lenfoid dokudan gelişen herhangi bir tümör. Kötücül lenfositlerin lenf yumrusu, dalak, karaciğer, kemik iliği gibi organlarda veya daha nadiren göz, deri veya sindirim kanalında çoğalması sonucu biçimlenen bir çeşit kötücül tümör, kötücül lenfom, lenfosarkom. Sınıflandırılması baskın hücre tipine ve hücrelerin farklılaşma derecesine göre yapılır, kötücül lenfom, lenfosarkom. Köpek ve kedilerde genellikle hiperkalsemiyle birlikte seyreder

Lenfoma : Lenf düğümlerinde çıkan ve lenfositlerden oluşan urların tümü. Lenfoyit doku kanseri. Lenfositlerin neoplastik bozukluğu.

Lenf : Damarlarda dolaşan kanla, doku ögeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı, ak kan, lenfa.

Tropik : Dönenceye ait.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç.

 

Kanser : Bir organ veya dokudaki hücrelerin kontrolsüz olarak bölünüp çoğalmasına bağlı olarak yakın dokulara yayılmasıyla veya uzak dokulara sıçramasıyla beliren hastalık, amansız hastalık, incitmebeni, dokunmabana.

Virüs : Hastalık yapıcı, bakterilerden daha küçük, yaşamak için bir başka hücrenin içine girmek zorunda olan ve ancak elektron mikroskobunda görülebilen parazit. Veri girişi yoluyla bilgisayarlara yüklenen, sistemin veya programların bozulmasına, veri kaybına veya olağan dışı çalışmasına neden olan yazılım.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

 

Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

Trop : Ortaçağın dinsel nitelikteki uyaklı dizeleri.

Görü : Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama.

Tipi : Kar fırtınası.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Diğer dillerde Burkitt lenfoma anlamı nedir?

İngilizce'de Burkitt lenfoma ne demek ? : burkitt lymphoma