Cığalamak nedir, Cığalamak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Bitki filizlenmek, gelişmeye başlamak.
Süslemek.
Cığalamak anlamı, kısaca tanımı
Cığa : Gelinlerin ve genç kızların düğünlerde başlarına süs olarak taktıkları parlak renkli tel veya tüy. Kümes hayvanları ve kuşların baş, kanat ve kuyruklarındaki renkli ince ve uzun tüyler. Kuş. Türlü renklere boyanmış tavuk tüyleri. İbik. Zayıf ve uzun boylu. Olgunlaşmış başak tanesi. Soğuk girmemesi için tavan tahtaları arasına doldurulan çamur. Beyaz ve sarı renkte ince çok türlü bir cins ot. Filiz. İnce, dar, taşlı yol, patika. Kıvılcım. Gelin tacı. Gelinlerin ve genç kızların düğünlerde başlarına süs olarak taktıkları parlak renkli tel veya tüy. boynu altın cığalı. Horoz, ördek, turna gibi hayvanların kuyruklarında uzun tüy
Cığal : Kümes hayvanları ve kuşların baş, kanat ve kuyruklarındaki renkli ince ve uzun tüyler. Boynuzları uzun ve iri öküz. Hilâl boynuzlu öküz. Aldatıcı, hileci. [Bakınız: cığa].
Filizlenmek : Bitki filiz vermek. Gelişmeye, büyümeye başlamak.
Filizlenme : Filizlenmek işi. Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı.
Süslemek : Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak, bezemek, bezeklemek, donatmak, tezyin etmek. Söz oyunlarıyla güzelleştirmek. Birinin kusurlarını uzun uzun yüzüne vurmak.
Başlamak : Görünmek. Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak. Çalışır, işler, yürür duruma girmek. Etkisini göstermek. Bir işe girişmek, harekete geçmek.
Gelişme : Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon. Olan biten şey. Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm.
Başlama : Başlamak işi.
Süsleme : Süslemek işi, bezeme, donama, tezyin. Sanat eserlerinin yüzeyini süslemek için kullanılan motif, oyma vb. Süsleri yerleştirme biçimi ya da sanatı.
Başla : Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Yumruklaşma oyununa başlatmak için orta hakemin verdiği komut.
Geliş : Gelme işi.
Filiz : Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe ve küçük dal, sürgün, ışkın, eşkin, cımbar, çıvgın, şıvgın. Ocaktan çıkarılan işlenmemiş, başka maddelerle karışık hâlde bulunan, ham maden birleşiği.
Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.
Fili : Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.
Diğer dillerde Cıf anlamı nedir?
İngilizce'de Cıf ne demek ? : cost, insurance and freight, cif

Bu kısımda Cığalamak nedir? Cığalamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Cığalamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Cığalamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.