Cubur nedir, Cubur ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Geçim darlığı çeken, yoksul, züğürt.

Sulu çamur.

Üzüm posası.

Çiçek bozuğu yüzlü, çopur.

Kötü.

Cubur ile ilgili Cümleler

  • Bunalımlı olduğum zaman her zaman abur cubur yerim.
  • Abur cubur yeme!
  • Ali asla bu kadar çok abur cubur yemezdi.
  • Ali abur cubura çok para harcıyor.
  • Abur cuburu severim.
  • Ali çok abur cubur yerdi.
  • Sanırım çok fazla abur cubur yiyorsun.
  • Keşke abur cubur yemeyi durdurmak için irade gücüm olsa.
  • Ne sıklıkta abur cubur yersin?
  • Depresyondayken sürekli abur cubur yerim.

Cubur anlamı, kısaca tanımı

Abur cubur : Yararı gözetilmeksizin rastgele yenilen şeyler. Yararsız bir biçimde. İşe yaramayan, boş

Abur cuburluk : Abur cubur olma durumu.

Geçim darlığı : Gelirin geçime yetmemesi durumu. karşılığı geçim.

Çiçek bozuğu : Çiçek hastalığından yüzü delik deşik olmuş.

Üzüm posası : Üzüm cibresi.

Yoksul : Geçinmekte çok sıkıntı çeken (kimse, toplum, ülke), yoksuz, varlıksız, variyetsiz, fakir, fukara, zengin, varsıl karşıtı. İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan, yetersiz.

Züğürt : Parasız, yoksul, meteliksiz olan (kimse).

Çamur : Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.

 

Yüzlü : Yüzü herhangi bir nitelikte olan. Şımartılmış, yüz bulmuş (kimse).

Çiçek : Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.

Geçim : Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet. Anlaşma, uyum.

Çopur : Yüzü çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan, aşırı çiçek bozuğu olan (kimse), işkembe suratlı.

Yoksu : Yoksa.

Çeken : Su yollarını yapan ve su işlerinden anlayan kimse. Arabada hamutun iki yanına takılan kayış şerit. (Yuva Bucak Burdur).

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

Üzüm : Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.

Kötü : İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı. Korku, endişe veren. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Zararlı, tehlikeli. Kaba ve kırıcı. Aşırı, çok.

Posa : Suyu alınmış her tür yiyecek maddesinin artığı. Ezilmiş pancarın soğuk suda birkaç kez sıkılmasından sonra geriye kalan ve suda erimeyen artık. Tortu, çökelti.

Sulu : Suyu olan, içinde su bulunan, koyu karşıtı. İçine su katılmış, sulandırılmış olan. Suyu çok olan. Yersiz şakalar yapan, söz ve davranışları ile çevresini tedirgin eden veya gereksiz iltifatlarda bulunan (kimse).

Çeke : Ufak, küçük. Sıkı, gergin.

Diğer dillerde Cubalaya tavuğu anlamı nedir?

İngilizce'de Cubalaya tavuğu ne demek ? : cubalaya hen