Cut into a conversation türkçesi Cut into a conversation nedir

  • Lafa karışmak.
  • Söze dalmak.

Cut into a conversation ingilizcede ne demek, Cut into a conversation nerede nasıl kullanılır?

Cut : Kesmek. Topsuz giriş. Kamçılamak. Bilgisayar, basketbol, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çevirimin sona erdiğini, alıcının durdurulmasını bildirmek için yönetmenin, alıcı yönetmenine verdiği komut. Kendisinde top bulunmayan bir oyuncunun, pas alacak gibi bir aldatma ile karşı çembere doğru hızla koşması. Yontmak. Kırpmak. Kesilmiş. Kesik.

Into : Haline. İçine. -in içine. İçeriye. Ye. Biçimine. -a. Şekline. -e. E.

A : Pek iyi. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Miktar belirtir. (herhangi) bir. Belirli bir tür veya nitelikteki. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Bir. Amperin simgesi. Atom ağırlığı. Herhangi bir.

Conversation : Cinsel birleşme. Hareket. Görüşme. Bireyler arasında geçen ve ölçünlü bir gidişi olmamakla birlikte bilgi amaçlı konuşma. Sohbet. Sakım. Muhabbet. Muhavere. Konuşu. Laf.

Cut into : Karışmak. Kısaltmak. Ayırmak. Söze karışmak. Kesintiye uğratmak. Dalmak. Azaltmak.

Cut into sections : Bölümlere ayırmak.

Cut into pieces : Parçalara ayırmak. Doğramak.

Cut into slices : Dilimlemek. Dilimlere ayırmak.

Cut into small pieces : Küçük parçalara bölmek. Küçük parçalara ayırmak.

 

İngilizce Cut into a conversation Türkçe anlamı, Cut into a conversation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cut into a conversation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chisel in : Lafı kesmek. Kaş yapayım derken göz çıkarmak. Burnunu sokmak. Maydanoz olmak. Salça olmak. Sözü kesmek. Araya girmek.

Horn in : Salça olmak. Maydanoz olmak. Bir işe burnunu sokmak. Burnunu sokmak.

Break in : Alıştırma. Çökertmek. Terbiye etmek. Yarıda kesmek. Söze karışmak. Zorla girmek. Hırsızlık amacıyla bir yere girmek. Alıştırmak. Araya girmek.

Break into : Girmek. Ayırmak. Tecavüz etmek. Hırsızlık yapmak. Zorla içeri girmek. Dalmak. Konuşmayı kesmek. Hırsızlık amacıyla bir yere girmek. Zorla girmek.

Interpose : Tavassut etmek. Araya koymak. İleri sürmek. Arasına koymak. Araya girmek. Karşı koymak. İtiraz etmek. Aracılık yapmak. Karşı çıkmak.

Interposes : Arasına koymak. Araya koymak. İtiraz etmek. Karşı çıkmak. Araya girmek. Tavassut etmek. Karşı koymak. İleri sürmek. İki şeyin arasına koymak.

Broke in : Sözünü kesmek. Alıştırmak. Terbiye etmek. Zorla girmek.

Barge in : Davetsiz misafir olmak. Kabaca lafa girmek. Söze karışmak. Bir yere davetsiz gitmek. Burnunu sokmak. Sözü kesmek. Birden içeri dalmak. Bir yere paldır küldür dalmak. Konuya karışmak.

Meddle with : Maydanoz olmak. Salça olmak. Burnunu sokmak. Burnunu sokup berbat etmek. Bulaşmak. Kurcalamak.

Interposed : İleri sürmek. Araya girmek. Arasına koymak. Karşı çıkmak. Karşı koymak. İtiraz etmek. Tavassut etmek. Aracılık yapmak. İki şeyin arasına koymak.

Cut into a conversation synonyms : chime in, interposing, sail in, strike in, chip in.