Daygeldi nedir, Daygeldi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sonradan gelip yerleşen yabancı: O daygeldinin birisi.

Dul kadın evlenirken yanında götürdüğü ilk kocasından olma çocuk.

Daygeldi tanımı, anlamı

Dul kadın : Kocasını ölüm yoluyla yitiren, bundan dolayı toplumun bu durumda koymuş olduğu kuralları, kaçınmaları uygulamak zorunda olan kadın

Sonradan : Konuşulan zamanın ardından gelen zamanda, muahharan.

Yabancı : Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.

Yanında : Bir şeye, bir kimseye göre, nispetle.

Birisi : Herhangi bir kimse.

Sonra : Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Arkadan gelen bölüm ya da zaman. Daha uzak ve ileri bir yerde. Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz.

Yaban : İnsan yaşamayan ıssız yer. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Vahşi olan, evcil olmayan canlı. Aile ocağından uzak olan yer. Kendi kendine yetişen bitki. Issız.

Gelip : Arapça kökenli galib: galip.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

 

Götür : Gider.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

Yanın : Gaz tenekesinin yarısı oylumunda bir tahıl ölçeği.

Evle : Öğle. Öğle vakti. Öğle, öğleyin.

Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.

Yanı : Yana, konusunda: Ahmet'ten yanı sana birşey demem. Yani. Yani, bk. yani. Yahni, et yemeği.

Yaba : Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Çocu : Çocuğu.

Koca : Bir kadının evlenmiş olduğu erkek, eş, zevç. Büyük, ulu. Büyük, geniş. Kocaman, iri. Yüksek. Yaşlı, ihtiyar, pir.

Olma : Olmak işi.

Diğer dillerde Dayanmalık anlamı nedir?

İngilizce'de Dayanmalık ne demek ? : ledge-sill