Deniz altı sineması nedir, Deniz altı sineması ne demek

Deniz altı sineması; Sinema alanında kullanılan bir sözcüktür.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Deniz altındaki görünçlükleri çevirmekle uğraşan sinema kolu.

Deniz altı sineması anlamı, tanımı

Sinem : “Gönlüm, yüreğim, çok sevdiğim” anlamında kullanılan bir isim”

Altı : Beşten sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 6 ve VI rakamlarının adı. Beşten bir artık.

Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

Deniz : Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Aydaki düzlükler. Çokluk, yoğunluk. Geniş alan. Şanlıurfa şehrinde, Şehitnusretbey bucağına bağlı olan küçük bir yerleşim birimi.

Deniz altı : Deniz altında bulunan. Deniz altında yapılan. Dalgalara karşı açık.

Sine : Göğüs. Gönül, yürek. Bağır, iç.

Sinema : Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi. Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat.

 

Görünçlük : Bir ya da daha çok çekim içinde gerçekleştirilen, aynı kişileri aynı bezem içinde gösteren, çekim ile ayrım arasında yer alan film parçası (bazen çekim yerine de kullanılır). Bir televizyon oyununun, aynı kişileri aynı bezem içinde veren bölümü. Dış dünyanın film ya da televizyon oyununda yer alan herhangi bir görünüşü. İşliğin, düzlüğün, üzerinde bezem kurulmuş, çalışma yapılan bölümü.

Çevirmek : Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Geri göndermek. Çeviri yapmak. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Döndürerek hareket ettirmek. Bir durumdan başka duruma geçmek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Durdurmak. Çevrilemek, tevil etmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak.

Altında : Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.

Çevirme : Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.

Görünç : Görülmeğe değer herhangi bir şey. Bir filmin, bir televizyon yayınının ortaya çıkardığı durum.

Görün : Mezar, mezarlık.

Uğraş : Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet. Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele. Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet.

 

Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.

Diğer dillerde Deniz altı sineması anlamı nedir?

İngilizce'de Deniz altı sineması ne demek ? : underwater cinematography)