Denseness türkçesi Denseness nedir

  • Sıkışıklık.
  • Bir maddenin bir mililitresinin gram olarak ağırlığı. her birim alandaki birey sayısı, dansite, konsantrasyon.
  • Kesafet.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Darlık.
  • Kesiflik.
  • Sıklık.
  • Yoğunluk.
  • Kalınlık.
  • Koyuluk.

Denseness ingilizcede ne demek, Denseness nerede nasıl kullanılır?

Dense bodies : Trans-golgi ağından biçimlenen örtülü veziküllerin yoğunlaşmış koyu tondaki primer lizozomlarına verilen ad. sopa biçimindeki roptrilerin şişkin sonlarıyla mikronemler arasındaki çekirdeğin önünde bulunan ve protozoonların sporozoit, merezoit (bradzoit, takizoit ve zoitler) gibi hareketli evrelerinde oluşan hareketli yapılar. Yoğun cisimcikler.

Dense connective tissue : Kollagen tellerinin her yönde yayılışına ya da bir yönde paralel demetler halinde uzanışına göre muntazam sık bağ dokusu ve muntazam olmayan sık bağ dokusu tipleri olan, kollagen ve elastik tel ağı sıkı bir şekilde örülmüş bir tip bağ dokusu. Sık bağ dokusu.

Dense crowd : Yoğun kalabalık. Büyük kalabalık. Halk yığını. İnsan izdihamı. Kalabalık.

Dense diplomatic traffic : Yoğun diplomatik trafik.

Dense fog : Yoğun sis. Ağır sis durumu. Aşırı buğu.

Densely populated areas : Kalabalık nüfuslu alanlar. Yoğun nüfuslu alanlar. Çok fazla sayıda insandan oluşan alanlar. Nüfusu yoğun bölgeler.

 

Dense set : Yoğun küme.

Densely : Aşırı bir şekilde. Yoğun olarak. Ağır bir şekilde. Yoğun ölçüde. Kalabalık bir şekilde. Yoğun bir şekilde.

Densely populated : Yoğun nüfuslu. Nüfusça yoğun.

Dense wavelength division multiplex : Yoğun dalga boylu bölmeli çoklama. Fiber optik aracılı ışık dalgalarıyla veri aktarma teknolojisi (her sinyal kendi dalga boyunda gönderilir - tek fiber optikten 80'e kadar kanal gönderilebilir).

İngilizce Denseness Türkçe anlamı, Denseness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Denseness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Contiguousness : Civar. Sınırlar paylaşma. Bitişiklik. Yakınlık.

Pressure : Çatmadan "doğru dürtüş"e geçmek için, karşı namlunun esnek bölümünü apansız bastırma ya da yana itme. Sıkışma. Zorlama. Basma. Baskı (manevi). Sıkıntı. Baskı yapmak (birine). Basınç. Basınç uygulamak.

Diameters : En. Çap.

A clay : Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin. Beyaz kil.

Abdominal fat necrosis : Karın içi yağ nekrozu. Karın yağı nekrozu.

Abattoir : Kesimevi. Salhane. Mezbaha. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi.

Saturation : Doyum. Massetme. Doygunluk. Tüm duyulanma içinde arı tayfsal (tek renkli) renk oranını değerlendirmeyi sağlayan görsel duyulanma vergisi. not: bu vergi, renkölçümsel bir büyüklük olan "tayfsal renk oranı"nın yaklaşık ruhduyumsal (psikosansoriyel) karşılığıdır. bk. tayfsal renk oranı, tayfsal renk yoğunluğu. Doyurma. İçine alma. Sıvı veya gaz durumundaki bir maddenin, alabileceği miktardaki diğer bir maddeyi kendi yapısına emmiş olması hali, doyma, satürasyon. Bir çözücü içinde bir özdeğin bütünüyle ya da en çok oranda çözünmesi. bir molekülde kimyasal bağ yapabilecek tüm elektronların bağlı bulunmaları. bir asit ya da bazın tümüyle yansızlaştırılması. Havanın sığdırabileceği tüm su uçuğunu, alması. bir mıknatıssal en büyük akı yoğunluğuna erişmesi. bir eksicik ışınları borusunda eksiciklerin tümünün üst-üşeklerce kapılarak dış çevrimdeki akımın doygunlaşması. bir özdeğin bir çözeltisinin olabildiğince derişik bir değere ulaşması.

 

Dodoism : Aptallık. Tembellik.

Deep : İktisadi çevrimdeki daralmanın en alt noktaya ulaşması, diğer bir ifadeyle daralmadan tekrar genişlemeye geçisi yansıtan dönüş aşaması. krş. doruk. Tok (ses). Derinlik. Yoğun. Ciddi. Karanlık. Dip. Deniz. Dalgın.

Exiguity : Azlık. Yoksunluk. Kıtlık. Yokluk.

Denseness synonyms : slow wittedness, spatial arrangement, pressuring, the thick, frequence, inkiness, thicknesses, spacing, a c syndrom, jam, abaxial, intensity, frequencies, intensities, a amplitude mod, tightness, abdominal ovariectomy, grayness, congestion, intenseness, a crochordon, body, oftenness, scrupulosities, abdominal pain, dumbness, droughts, constrictions, concentration, frequentness, thick, a c deformity, jamming.

Denseness zıt anlamlı kelimeler, Denseness kelime anlamı

Intelligence : Kafa. Biyoloji, eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Akıl. Haberalma. Anlama ve kavrama kapasitesi. zeka. Haber alma. Olayları bağımsız olarak düşünebilme, yeni durumlara başarıyla uyabilme, eylem ve tutumları belli bir düşünce ya da erek çevresinde toplayabilme yeteneği. algılama, belleme, çağrışım yapma, imgeleme, yargıda bulunma, usavurma, soyutlama, genelleme gibi ruhsal işlevlerin tümüne verilen ad. (not: fr., ing. intelligence karşılığı ruhbilim terimleri sözlüğii'nde anlak terimi önerilmiştir.). Bilgi. Zekilik. İstihbari (bilgi).

Distribution : Bir ölçme sonucunda elde edilen değerlerin ya da test puanlarının bir ortalama noktası çevresinde serpilmesi durumu, bk. sıklık dağılımı. Coğrafyanın, doğal ya da insana değgin olayların yeryüzüne dağılış ve yayılışlarını göz önüne alan temel ilkelerinden biri. Dağılış. Bir özdek ya da nesneyi çeşitli evrelere, konumlara durumlara üleştirme. Dağılım. Coğrafya, eğitim, ekonomi, fizik, iktisat, kimya, sinema, televizyon, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yayılma. Yaygın olma. Dağıtım. Taksim.

Denseness ingilizce tanımı, definition of Denseness

Denseness kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Density. The quality of being dense.