Doğal tonlama nedir, Doğal tonlama ne demek

Doğal tonlama; Tiyatro alanında kullanılan bir sözcüktür.

Tiyatro'daki anlamı:

Duygularımızı, düşüncelerimizi, dilin gerektiği tonlamayı bozmadan söylemek.

Doğal tonlama anlamı, kısaca tanımı

Tonla : Tonlarca

Tonlama : İfadeye bir fikir, duyuş, heyecan, yumuşaklık, sertlik ayırtısı katmak üzere seslerde meydana getirilen uzatma, perde değişikliği gibi başkalıklar. bk. Anlatımlı tonlama.Tonlama kelimesi, çarpma ton ve sivrili tonanlamına kullanılan SERT TONLAMA (Int.dure ou rude) ve YUMUŞAK TONLAMA (Int.douce) terimlerinde de geçer. Konuşma sırasında, konuşmaya hâkim olan esas tonda çeşitli anlam incelikleri sağlayan değişiklikler; konuşanın önem verdiği veya ayırıcı anlamlar vermek istediği kelimelerde başvurduğu değişik ton, kelime ve heceler arasında yükseklik ve yoğunluk bakımından meydana getirdiği farklar: || — Eh, ne diyorsun bakalım? || Orhan şaşaladı: || — Nasıl yani? || — Ne düşünüyorsun dedim? || — Hiiç. || — İyi ya. || Gene gazeteye eğildi. Ama Orhan’ın güldüğünü de görØdü: || — Neye güldün? Gene mi hiç? || Orhan bu sefer daha bir içten güldü: || — Evet. Ama bu sefer sahiden hiç. || — Demek demin yalancıktan hiç idi? || — Öyle (T. Buğra, Dönemeçte, s. 22) ve benzerleri || Yukarıdaki örnekte yer alan hiç kelimelerinde birbirinden farklı tonlamalar vardır.

 

Doğa : Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat. Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.

Doğal : Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.

Düşüncel : Gerçekte olmayıp yalnızca düşüncede, tasarım içinde var olan. Yalnız düşünce ile kavranabilen.

Söylemek : Düşündüğünü ya da bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek. Haber vermek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak.

Söyleme : Söylemek işi.

Düşünce : Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.

Söylem : Söyleyiş, söyleniş, sesletim, telaffuz. Bir veya birçok cümleden oluşan, başı ve sonu olan bildiri, tez. Kalıplaşmış, klişeleşmiş söz, ifade.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

 

Düşün : Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay.

Bozma : Bozmak işi. Biçimi ve kullanılışı değiştirilmiş.

Duygu : Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi.

Gere : Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Geniş. Ağız kavgası, çekişme.

Diğer dillerde Doğal tonlama anlamı nedir?

İngilizce'de Doğal tonlama ne demek ? : natural intonation