Ekte nedir, Ekte ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İstenmediği halde arkasına takılıp gelen, gölge gibi dolaşan.

Anası ölüp de başka bir koyuna alıştırılan ya da elde beslenen kuzu.

Ekte ile ilgili Cümleler

  • Ekteki başvuru formunu tamamlayın.
  • Lütfen ekteki başvuru formunu doldurun.

Ekte anlamı, tanımı

Kazan çektirme ektekeri : Çektirme işleminde kullanılan kalın ektekeri

Kör ektekeri : Ortasında delik bulunmayan ektekeri.

Alıştırı : Herhangi bir işte kendiliğinden ve hızla doğru sonuca ulaşmayı öğrencilere kazandırmayı amaçlayan öğretim etkinliği. Beden çalışmalarında temel becelerilerin elde edilmesi ve bu becerilerin pekiştirilmesi için yapılan yineleme işi.

Beslenen : Sönümsüz.

İstenme : İstenmek işi.

Takılı : Takılmış, tutturulmuş, asılmış.

Koyun : Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries). Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse. Kollar arası, kucak. Koruyucu, şefkatli çevre. Göğüsle giysi arası.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Takıl : 1.Buğday. 2.Tahıl ölçeği. 1.Çeyiz. 2.Bohça. 3.eşya. 4.İç giysisi.

 

Gölge : Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Güneş ışınlarından korunacak yer. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Röfle. Koruma, kayırma himaye.

Başka : Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

Gibi : -e benzer. İmişçesine, benzer biçimde. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. -e yakışır biçimde.

Arka : Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

Kuzu : Koyun yavrusu. Deneyimsiz, toy kimse. Bir meyve ve sebzeye bitişik olan küçük meyve veya sebze.

Takı : Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü. Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki. Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler. Kadınların ziynet eşyası, asım takım.

Gele : Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar.

Elde : Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı.

Alış : Alma işi.

Koyu : Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı. Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi. Rengi açık olmayan, daha belirgin, açık karşıtı. Derin, hararetli. Aşırı (davranış, düşünce vb.).

Diğer dillerde Ektazi anlamı nedir?

İngilizce'de Ektazi ne demek ? : ectasia, ectasis, ectasy