Elektrokimya nedir, Elektrokimya ne demek

Elektrokimya; bir kimya terimidir. kökeni arapça, fransızca dillerine dayanır.

Kimya'daki anlamı:

Kimyasal olaylar ile elektrik arasındaki ilişkileri konu edinen kimya dalı.

Bilimsel terim anlamı:

Elektrik akımı etkisiyle yürüyen kimyasal değişmeleri ve kimyasal tepkimelerde oluşan erkeyi elektrik üretiminde kullanma konularını inceleyen bilim dalı.

İngilizce'de Elektrokimya ne demek? Elektrokimya ingilizcesi nedir?:

electrochemistry

Elektrokimya hakkında bilgiler

Elektrokimya, kimya biliminin bir dalı olup elektronik bir iletken (metal, grafit, veya yarı iletken) ile iyonik bir iletken (elektrolit) arayüzeyinde gerçekleşen reaksiyonları inceler.

Eğer harici bir voltaj uygulanarak bir kimyasal reaksiyon meydana getiriliyor veya, pilde olduğu gibi, bir kimyasal reaksiyon bir voltaja neden oluyorsa bu bir "elektrokimyasal reaksiyon"dur. Bir molekülden diğerine doğrudan yük taşınımı, elektrokimyanın konusu değildir.

16. yüzyıl, elektriğin yavaş yavaş anlaşılmaya başlandığı yüzyıl olmuştur. Bu yüzyılda, İngiliz bilimadamı William Gilbert 17 yıl boyunca ağırlıklı olarak manyetizma ve elektrik üzerine çalışmış ve bu çalışmaları ona manyetizmanın babası unvanını kazandırmıştır. Gilbert, mıknatısların üretimi ve güçlendirilmesi üzerine farklı metotlar keşfetmiştir.

 

1663'te Alman fizikçi Otto von Guericke, sürtünme ile çalışarak statik elektrik üreten ilk elektrik jeneratörünü geliştirdi.

Elektrokimya anlamı, tanımı:

Elektrik : Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Çarpıcılık, cazibe, canlılık.

Kimyasal : Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi.

Kimya : Üstün özellikler taşıyan çok değerli şey. Maddelerin temel yapılarını, birleşimlerini, dönüşümlerini, çözümleme, birleşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim. Uyum.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

Bilim : Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci. Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim. Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.

Akım : Debi. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan. Akma işi. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan, tarz.

 

Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Değişme : Değişim. Değişmek işi.

İşlem : Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür.

Enerji : Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç. Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke. Manevi güç.

Kullanma : Kullanmak işi, istimal.

Elektronik : Serbest elektronların etkisiyle oluşan olayları inceleyen bilim dalı. Elektron temeline dayanan, elektronla ilgili.

Elektrokimyasal değişim : Bir zarı geçen bir iyonun elektrik yükü ve konsantrasyon değişimlerinin toplamı; oksidatif fosforilasyon ve fotofosforilasyonu devam ettirme gücü.

Elektrokimyasal eşdeğer : Bir Coulomb elektrik akımı geçirildiğinde, değişikliğe uğrayan bir öğenin ya da öğeler kümesinin gram olarak niceliği. (kimya)

Elektrokimyasal hücre : Birbirinden ayrılmış ve birbirine benzemeyen bileşimdeki çözeltilerle temas halinde olan iki elektrottan ibaret bir sistem. Bir tuz köprüsü ile çözeltiler arasındaki elektriksel temas sağlanırken bir dış iletkenle elektrotlar birbirine bağlanır.

Elektrokimyasal pil : Yükseltgenme-indirgenme tepkimelerinde elektron aktarımının bir elektrik devresi üzerinde olduğu düzenek.

Elektrokimyasal potansiyel : Bir zara karşı yük ve konsantrasyon ayrımının devamı için gerekli enerji.

Elektrokimyasal tersinirlik : Akımın yönünün değiştirilmesiyle, ters yönde ilerleyen bazı hücre tepkimelerinin özelliği ile ilgili olan bir ifade.Tersinmez bir hücrede, akım yönü değiştirilince elektrotların biri veya her ikisinde de farklı bir tepkime olur.

Elektrokimyasal yöntemler : Maddenin elektrokimyasal özelliğine dayanan analitik sinyalin elde edildiği yöntemler.

Diğer dillerde Elektrokimya anlamı nedir?

Almanca'da Elektrokimya : n. Elektrochemie

Rusça'da Elektrokimya : n. электрохимия (F)