Esnaf kahyası nedir, Esnaf kahyası ne demek

Esnaf kahyası; Tarih alanında kullanılan bir kelimedir.

Tarih terimi olarak anlamı:

Loncalarda esnafça seçilerek kadının onayı ile atanması kesinleşen, derecesi esnaf şeyhinden sonra gelen ve esnafın disiplinine, devletle ilgili işlerine bakmakla görevli yönetici.

Esnaf kahyası anlamı, kısaca tanımı

Kahya : Yufkaları birbirine sararak yapılan bir çeşit fırın böreği. Muhtar. Konak, çiftlik ve benzerleri yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimse. Değnekçi. Gerekmediği hâlde başkasının işine karışan kimse. Esnaf kuruluşlarında lonca başkanı. Kethüda. Anadolu'da oyunları düzenleyene verilen ad

Esna : Bir işin yapıldığı an, sıra.

Esnaf : Küçük sermaye ve zanaat sahibi. Başlıca düşüncesi, mesleğinin bütün inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanmak olan kimse. Kötü yola sapmış olan kadın.

Esnaf şeyhi : Esnaf loncasının başkanı.

Devletle : “Güle güle” anlamında kullanılan bir esenleme sözü.

Yönetici : Yönetme gücünü elinde bulunduran kişi, yöneten kişi, idareci, menajer. Bir spor dalında takımların hazırlanması, oyuncunun bakımı, çalışma yerinin sağlanması, yapılacak karşılaşmaların planlanması vb. işlerle ilgilenen kimse.

 

Disiplin : Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt. Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü. Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı.

Görevli : Görevi olan, vazifeli. Resmî görevi olan kimse, memur.

Bakmak : Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

Yöneti : Yönetme işi.

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Atanma : Atanmak işi, tayin edilme.

Devlet : Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Talih.

Derece : Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Başarı gösterme. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Denli, kadar. Sıcaklıkölçer.

 

Lonca : Belli bir iş kolunda usta, kalfa ve çırakları içine alan dernek, korporasyon.

Kesin : Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu. Kesinlikle.

İşler : Nicem düzeneğinde, bir yöneye uygulanınca başka bir yöney veren matematiksel nesne.

Yönet : Yön. Uygun, iyi, doğru, yerinde. [Bakınız: yönelge]. Alnaç. Yatkın, becerikli. Düz. Doğru, uygun. Şekil, tarz, usûl, suret, vecih. Uygun, doğru. İyi, güzel. Uysal. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul.

Seçil : “Benzerlerin arasından seçil, beğenil, üstün ol, sevgi ve saygı gör” anlamında kullanılan bir isim”.

Sonra : Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Arkadan gelen bölüm ya da zaman. Daha uzak ve ileri bir yerde. Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz.

Diğer dillerde Esmersümüklü anlamı nedir?

İngilizce'de Esmersümüklü ne demek ? : brown snail