Görme özürlü nedir, Görme özürlü ne demek

Görme özürlü; Psikoloji alanında kullanılan bir terimdir.

Psikoloji'deki anlamı:

Görme gücünde sınırlı yetersizliklerden başlayarak büsbütün körlüğe dek kaybı olan.

Görme özürlü ile ilgili Cümleler

  • Bu adam en az beş yıldır görme özürlüdür.
  • Rehber köpekler görme özürlü insanlara yardım ederler.
  • Ölmeden önce, o neredeyse görme özürlüydü.
  • O, doğuştan görme özürlüdür.

Görme özürlü anlamı, tanımı

Görme : Görmek işi, rüyet

Özür : Bir kusurun hoş görülmesini gerektiren sebep, mazeret. Kusur, defo. Bir kusurun, bir suçun elde olmadan yapıldığını ileri sürme, mazeret. Sakatlık, bozukluk, eksiklik ya da elverişsizlik.

Özürlü : Özrü olan. Engelli. Kusuru olan, defolu.

Yetersizlik : Yetersiz olma durumu, kifayetsizlik.

Büsbütün : İyiden iyiye, iyice, tamamen, tamamıyla, temelli.

Yetersiz : Gerekli bilgi ve yeteneği olmayan, yeterliği olmayan, kifayetsiz, ehliyetsiz. Verimli olmayan. Eksiği olan, yetecek kadar olmayan. Gereken, istenen niteliği olmayan. İşlevini tam olarak yapamayan (organ, alet vb.).

Sınırlı : Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu. Az sayıda. Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet.

Başla : Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Yumruklaşma oyununa başlatmak için orta hakemin verdiği komut.

 

Körlü : İçinde kör hastalığından kararmış taneler bulunan tahıl. Konya ilinde, Halkapınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Yeter : İhtiyacı karşılayacak kadar olan, kâfi. ünl. “Kâfi, yetişir, yeterli” anlamlarında bir söz.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

Gücün : Dara dar. Güçlükle, ancak, zorla.

Sını : Ağaçtan yapılmış yayık. “Tuluhdan, sınısıdan yayduh.”. Sini, yemek sofrası.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Gücü : Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.

Yete : Sakatlık. Taraf.

Dek : Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin. Düzen, hile, entrika. Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin. Tokuşma, çatışma. Sağlam.

Diğer dillerde Görme özürlü anlamı nedir?

İngilizce'de Görme özürlü ne demek ? : visually handicapped