Gündüz görmesi nedir, Gündüz görmesi ne demek

Teknik terim anlamı:

Genellikle, en az birkaç cd/m² büyüklüğünde ışıklılık düzeylerine uyma durumunda büyük ölçüde, ya da yalnız konilerle olan görme.

Gündüz görmesi kısaca anlamı, tanımı

Görme : Görmek işi, rüyet

Gündüz : Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü. Gündüz vaktinde.

Işıklılık : Bir optik cihazda, cisme çıplak gözle veya cihazla bakıldığında ağ tabakadaki birim yüzeyi etkileyen ışık miktarları arasındaki oran.

Koniler : Ağtabakanın, gözün ışığa alışmış durumunda ışıksal ve renkse! izlerin iletilmesinde belli başlı rolü oynayan özel alıcı parçacıkları ya da bunların koni biçimindeki ışığa duyarlı uçları, bk. gündüz görmesi.

Işıklı : Işığı olan, aydınlık, ışıklandırılmış, nurlu, nurani, ziyalı, ziyadar. Neşe veren, sevinç yaratan, mutlu.

Yalnız : Yanında başkaları bulunmayan. (ya'lnız) Yalnızca. Ama. (ya'lnız) Yanında başkaları olmayarak. Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi.

Birkaç : Çok olmayan, az sayıda, az.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

 

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Büyük : Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Düzey : Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye. Bir kursun basamaklarından her biri, kur. Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye.

Uyma : Uymak işi, intibak, riayet, tebaiyet, tevafuk.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Büyü : Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun, bağı. Karşı durulamaz güçlü etki.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Ölçü : Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Belirlenmiş boyut. Değer, itibar. Ölçme sonucu bulunan rakam. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Ölçüt.

 

Koni : Durağan bir noktadan geçen ve kapalı bir eğriye dayanarak hareket eden bir doğrunun çizdiği yüzey, mahrut. Bu biçiminde olan. Çembersel bölge üzerindeki her noktanın çember düzlemi dışındaki bir nokta ile birleşiminden oluşan geometrik cisim. Bu yüzeyle sınırlı katı cisim.

Gene : Yine.

Diğer dillerde Gündüz görmesi anlamı nedir?

İngilizce'de Gündüz görmesi ne demek ? : photopic vision