Grup vurgusu nedir, Grup vurgusu ne demek

Teknik terim anlamı:

Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: ‘pencere perdesi; ço’cuk arabası; ‘mor menekşe; ‘yarın geleceğim; ‘nasıl bir iş vb.

Grup vurgusu anlamı, tanımı

Grup : Küme. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu. Görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü

Vurgu : Konuşma, okuma sırasında bir hece veya kelime üzerine diğerlerinden daha farklı olarak yapılmış olan baskı, aksan.

Kelime vurgusu : Bir kelimede bir hecenin öteki hecelerden daha baskılı söylenişi, sözcük vurgusu.

Kelime grubu : Cümle içinde kavramlar arasında ilişki kurmak üzere birden çok kelimenin belirli kurallar ile yan yana getirilmesinden oluşan, yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir nesne veya hareketi karşılayan ve herhangi bir yargı bildirmeyen kelimeler topluluğu. Türkçede ad tamlaması, sıfat tamlaması, birleşik ad, birleşik fiil, edat grubu, zarf grubu, ünlem grubu, unvan grubu gibi çeşitli kelime grupları vardır: Odanın tavanı, çocuk elbisesi, beş kardeşli aile, türlü türlü işler, kurumuş pınar, Kızılırmak, erken kalkmak, gece gündüz çalışmak, iş güç düşünmek, hiç sebepsiz, bildiği hâlde, çocuk gibi, pişman olmak, bakakalmak, bre kız vb.

 

Yer alması : Yer elması, yumrusu patatese benzer bitki.

Menekşe : Menekşegillerden, bir veya çok yıllık otsu bir bitki (Viola tricolor). Bu bitkinin mor renkli, güzel kokulu çiçeği.

Arabası : Üzerine yoğurt veya yağ dökülerek yenen bir hamur yemeği.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Vurgun : Kolayca ve haksız ele geçen kazanç. Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, âşık, meftun. Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm. Silahla yaralanmış olan. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar.

Gelece : Süt, yağ, turşu ve benzerleri şeyler konulan tahta kap, fıçı.

Yerine : Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Başkasının adına. Alegori.

Perde : Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Katarakt. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Doğruyu görmeye engel olan şey. Seste pes perde. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri.

 

Menek : İnsan yüzünün üst kısmı ve kulağın önü. Kedi yavrusu. [Bakınız: menik]. Yün dokuma motifi. İplik çilesi.

Kelim : Eğri boynuzlu koç, keçi.

Yoğun : Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Güçlü : Gücü olan, kuvvetli, yavuz. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu. Şiddeti çok olan.

Araba : Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.

Daha : Henüz. Bunun dışında. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Var olana, elde bulunana ek olarak.

Diğer dillerde Grup vurgusu anlamı nedir?

İngilizce'de Grup vurgusu ne demek ? : accent of group