Hazne kesesi nedir, Hazne kesesi ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sabana bulaşan çamurları kazımak için üvendirenin ucuna takılan demir araç.

Hazne kesesi anlamı, kısaca tanımı

Keses : Baştaki kepek

Hazne : Hazine. Döl yatağı. Bir şeyin toplandığı, biriktirildiği yer, depo.

Kese : Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba. Kısa, kestirme (yol). Beş yüz kuruşluk para birimi. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. Bir kimsenin mal varlığı. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. Organizmanın bazı boşlukları. Bu küçük torba miktarında olan. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.

Üvendire : Çifte koşulan öküzleri yürütmek için kullanılan, ucuna nodul çakılmış uzun değnek, gönder.

Kazımak : Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak. Sertçe ovmak. Tıraş etmek. Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek. Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak. Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek. Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak.

 

Çamurla : Okun dingil hizasında durması için altına konulan destek.

Kazıma : Kazımak işi. Vücutta boşluklar içinde bulunan yabancı cisimleri, hasta veya zararlı sayılan dokuları kazıyarak almak, kürtaj.

Sabana : Sabahleyin.

Saban : Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı.

Kazım : Kazma işi.

Çamur : Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.

Takıl : 1.Buğday. 2.Tahıl ölçeği. 1.Çeyiz. 2.Bohça. 3.eşya. 4.İç giysisi.

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.

Ucuna : Köpeği sürü başına çağırma ünlemi.

Üven : Zeytin tanesi iriliğinde kara ve buruk tatda bir çeşit erik. Tektırnaklı hayvanların kanını emen iri sinek.

Demi : Yemeni, yazma, başörtüsü, tülbent. Susuz, kıraç tarla. Dizlik, iç donu. Değil mi anlamında.

Saba : Sabah yeli. Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.

Bula : Yenge, amca ya da dayı karısı.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

 

Kazı : Bir yeri kazma işi, hafriyat. Hak (II). Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması.

Diğer dillerde Hazne kayaç anlamı nedir?

İngilizce'de Hazne kayaç ne demek ? : reservoir rock