Hula dansı nedir, Hula dansı ne demek

Teknik terim anlamı:

Bugünkü hula dansıyla yalnızca ad benzerliği olan; oyuncuları gizli derneklere benzer derneklerde yetiştirilen, tanrılar ve başkanlar onuruna yapılan, Havai yerlilerinin bir zamanlarki dinsel kökenli, ulusal dansları.

Hula dansı kısaca anlamı, tanımı

Hula : Sevinç bildiren bir ünlem

Dans : Müzik temposuna uyularak yapılmış olan ve estetik değer taşıyan düzenli vücut hareketleri, raks.

Bir zamanlar : Zamanında, vaktiyle, eskiden, bir keresinde.

Gizli dernek : Belli sayıda kişilerin illegal faaliyetleri sürdürmek amacıyla kurdukları dernek.

Bir zaman : Geçmiş zamanda, eskiden, vaktiyle. Belirli bir süre, biraz.

Yalnızca : Yalnız olarak. (ya'lnızca) Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın, yalnız, ancak, tek, sırf, salt, sadece. Tek başına.

Kökenli : Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.

Zamanla : Aradan süre geçtikçe, giderek.

Bugünkü : Bugüne özgü, bugün olan, bugün yapılan.

Ulusal : Millî.

Başkan : Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse, reis, reis bey. Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin başı.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Yalnız : Yanında başkaları bulunmayan. (ya'lnız) Yalnızca. Ama. (ya'lnız) Yanında başkaları olmayarak. Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi.

Dinsel : Dinî.

Oyuncu : Herhangi bir oyunda oynayan kimse. Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris. Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse). Düzenci, hileci. Oyunu seven.

Dernek : Toplantı, düğün. Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluk, cemiyet. Pazar veya panayır kurulan gün, deri (II).

Köken : Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.

Tanrı : Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah. Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan.

Gizli : Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı. Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur, nihan. Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen. İlgili kişi veya makamlarca değerlendirilmesi amacıyla kurum içi veya kurumlar arası gönderilen yazının, belgenin, raporun ve yayınların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim. Saklı olarak, saklayarak.

Bugün : İçinde bulunulan gün. İçinde bulunulan çağ, zaman. İçinde bulunulan gün içinde.

Diğer dillerde Hukuki sermaye anlamı nedir?

İngilizce'de Hukuki sermaye ne demek ? : judical capital