İnzibat nedir, İnzibat ne demek

İnzibat; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Sıkı düzen
  • Silahlı kuvvetlerde, ordudaki düzeni sağlamak amacıyla görevlendirilmiş er.
  • Gözaltında tutma.

"İnzibat" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Vali Bey'e söyleseniz böyle millî günlerde başka türlü inzibat ister." - F. R. Atay

İnzibat hakkında bilgiler

İnzibat (Askeri Polis), Türk Silahlı Kuvvetleri'nde bir askeri polis hizmeti biriminin adıdır. Kışla içerisinde ve dışarısında orduya mensup askerleri denetleme ve aykırı harekette bulunanlara yaptırım uygulama görevi yürütür. Asker kaçaklarını tespit etme görevi 17 Ocak 2013'te Polis ve Jandarma'ya devredilmiştir. Askeri inzibatlar görevleri sırasında bir direniş, saldırı veya asayişi bozan bir durumda silah kullanma yetkisine sahiptir.

İnzibatların başlıca görevi ordudaki düzeni sağlamaktır. Askeri inzibatlar son derece tertipli ve düzenli askerler arasından seçilirler. Bunların subaylarına İnzibat Subayı denir. Askeri inzibatları yönetirler.

Normal günlük kıyafetten farklı bir kıyafet giymezler sadece kollarına as.iz yazan bir bant takarlar.

Türk Ordusunda askeri inzibatların köklü bir geçmişi vardır. Osmanlı ordusu zamanında inzibat erlerine zaptiyeli denirdi. Şimdiki askeri inzibatlarla pek farklı bir görevleri de yoktu. Ayrıca Askeri İnzibat hiçbir zaman kaçan bir kişinin arkasından koşamaz çünkü inzibatın koşması yasaktır.

 

İnzibat tanımı, anlamı:

Düzen : Bez dokuma tezgâhı. Yerleştirme, tertip. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Alet edevat takımı. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Dolap, hile. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept.

Silahlı : Silahı olan.

Kuvvet : Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik. Yetke, erk, nüfuz. Fiziksel güç, takat. Dayanıklı olma durumu. Şiddet, zor, cebir. Bir ülkenin silahlı gücü. Güç.

Ordu : Çok sayıda insan, kalabalık. Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri.

Sağlamak : Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Elde etmek, sahip olmak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek.

 

Görev : Bir organ veya hücrenin yaptığı iş. Bir cümlede bir dil biriminin öbür birimlerle ilişkisi aracılığıyla yerine getirdiği iş. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı iş, misyon. İşlev. Resmî iş, vazife. Bir nesne veya bir kimsenin yaptığı iş. Bir değerin başka değerlerle olan ilişkisi.

Askeri inzibat : Askerî birlikler arasında düzeni, disiplini, kanunları yürütmekle görevli sınıf ve bu sınıftan olan asker.

İnzibati : Sıkı düzeni sağlayıcı, düzene bağlayıcı, insan davranışlarını sınırlayıcı, düzenleyici, baskı altına alıcı.

İnzibatsız : Sıkı düzeni olmayan, düzensiz, başıboş.

Gözaltı : Birinin, güvenlik kuvvetleri tarafından belli bir yerde belli bir süre alıkonulması, gözetim, nezaret. Denetleme.

Tutma : Tutmak işi. Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma, markaj. Destekleme. Yanaşma.

Polis : Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta. Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu.

Türk : Dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan, Türkçenin değişik lehçelerini konuşan soy ve bu soydan olan kimse. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan halk ve bu halktan olan kimse.

Asker : Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Er. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan. Askerlik görevi veya ödevi.

Hizmet : Bakım, özen, ihtimam. Görev, iş. Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

Sıkı düzen : Disiplin.

Sıkı : Zorlayıcı durum. Güçlü ve çabuk, hızlı. Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü. Dar. Disiplin. Sıkıca, iyice. Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan. İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı. Cimri. Zorlu, güçlü ve etkili. İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan. Yoğun.

Diğer dillerde İnzibat anlamı nedir?

İngilizce'de İnzibat ne demek? : n. police

Fransızca'da İnzibat : police [la]

Almanca'da İnzibat : n. Manneszucht