Kirazlıyurt nedir, Kirazlıyurt ne demek

Kirazlıyurt; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Adana şehrinde, Tufanbeyli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kirazlıyurt anlamı, tanımı

Kirazlı : Artvin ilinde, Şavşat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Aydın ili, Kuşadası ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Balıkesir ili, Aksakal nahiyesine bağlı bir yer. Bursa şehri, Osmangazi ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Çanakkale şehri, Kirazlı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Düzce ilinde, Akçakoca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Düzce ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Erzurum ili, İspir ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Erzurum şehri, Uzundere belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kastamonu ili, Boyalı nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kastamonu şehrinde, Çatalzeytin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kayseri ilinde, Yahyalı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sakarya şehrinde, Kocaali belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Siirt şehrinde, Şirvan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Tekirdağ ili, Mürefte bucağına bağlı bir bölge. Yalova ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer

 

Kira : Bir konutun, bir mülkün veya taşıt gibi herhangi bir şeyin belli bir bedel karşılığında, bir süre için sahibi tarafından başkasına verilmesi, icar. Bu biçimde tutulan taşınmaz. Bu biçimde tutulan bir şey için karşılık olarak ödenen para.

Kiraz : Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı (Cerasus avium). Bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi. İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

Yurt : Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan. Diyar. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer. Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan. Memleket. Sahip olunan arazi, emlak. Göçebe Türklerin oturduğu çadır. Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer. Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum.

Yerleşim yeri : Bir toplumsal kümenin ya da daha kalabalık bir nüfus topluluğunun, yaşamak ve ekonomik etkinliklerini sürdürebilmek amacıyla seçip yerleştikleri kent, kasaba, köy ya da daha küçük bir yer.

Tufanbeyli : Adana iline bağlı ilçelerden biri.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Belediye : İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

 

Beledi : Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.

Adana : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Tufan : Nuh Peygamber zamanında yağan ve bütün dünyayı su altında bırakan şiddetli yağmur. Şiddetli yağmur. Çok yoğun ya da şiddetli şey.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Tufa : Çene ya da çene kemiği. Dokunan ipliği sıkıştırmaya yarayan bir çeşit araç. Yanak çukuru. Çöplük. Çalı kümeleri. Dokuma tezgahında sıkıştırıcı parça. Kem.

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Buca : İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

Bele : Yüzü beyaz koyun. İki kardeş çocukları, kuzen. Teyze, hala. Böyle. Belâ. Kundak, çocuk bezi. Böyle, bk. böle. Teyze çocuğu, karşılığı böle. Böyle, bk. böle, böyle. Böyle, şu şekilde.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Kiraz yaprakbiti anlamı nedir?

İngilizce'de Kiraz yaprakbiti ne demek ? : cherry aphid