Kulaklı tezkere nedir, Kulaklı tezkere ne demek
Kulaklı tezkere; Tarih alanında kullanılan bir kelimedir.
Tarih terimi olarak anlamı:
Resmi tezkerelerin alındığını belirten imzanın konulması için düzenlenen bir tür alındı.
Kulaklı tezkere kısaca anlamı, tanımı
Kula : Gövdesi sarı veya kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu. Bu renkte olan (at). Manisa iline bağlı ilçelerden biri
Kulak : Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.
Kulaklı : Kulağı herhangi bir biçimde olan. İki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tava, tencere, kazan vb. Kulağa benzer çıkıntısı olan. Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir tür yatağan.
Tezkere : Pusula. Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt. Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge.
Belirten : Tamlayan.
Konulma : Konulmak işi.
Alındı : Para vb. bir şeyin teslim alındığını gösteren belge, makbuz.
Resmi : Devletin olan, devlete ait, devletle ilgili, özel karşıtı. Devletin öngördüğü yöntemlere uygun olarak yapılan, formel. Samimi olmayan, teklifli, ciddi. görevsel (officiel, öffentlich). -sened : görevsel dayanç, görevsel belgit (öffentliche Beurkundung). -şekil: görevsel biçim. tasfiye: görevsel arıtım. Devletle ilgili olan. Törenle yapılan. Çok ciddi.
Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
Düze : Doz.
Beli : Evet.
Alın : Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.
Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.
İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.
İmza : Bir kimsenin herhangi bir belgeyi yazdığını veya onayladığını belirtmek için her zaman aynı biçimde kullandığı işaret. Herhangi bir alanda ün yapmış kimse. İmzalama işi.
Tür : Çeşit, cins. Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm, janr. Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram. Türlü. Gezinti : Orhan bugün iyi bir tür yaptı. Birbirlerine benzeyen, sadece kendi aralarında verimli gen alış verişi yapabilen (üreyebilen) bireylerin oluşturduğu populasyon. Taksonomik bir birim olan türün biri cins adı diğeri tür adı olmak üzere iki adı vardır. Örnek: Homo sapiens (insan). Bu isimler daima italik yazıyla yazılır. Birinci isim cins adıdır ve büyük harfle başlar, ikinci isim o cinse giren türü bildirir ve küçük harfle başlar. Biyolojik tür, spesyes. İçerik, biçim ve amaç yönünden özellik gösteren bir sanat çeşidi. Kimyada atom, molekül, iyon veya radikale verilen genel ad. Biyolojide cinslerin ayrıldığı alt bölüm. [Bakınız: sinema türleri]. [Bakınız: televizyon türleri]. Birbirlerine benzeyen, yalnızca kendi aralarında verimli gen alışverişi yapabilen bireylerin oluşturduğu canlı grubu, spesiyes. Özel bir biçim gösteren bir sanat çeşidi ya da sanat kolu. Kalıtsal yapıya bağlı olarak ortak karakterlere sahip olan ve kendi aralarında birleştirildiklerinde döl verme yeteneğinde yavrular elde edilen bireylerin oluşturduğu hayvan grupları. Belli ayrıtsal özelliklerle ötekilerden ayrılan nesneler ya da birimler kümesi. Özel bir biçim gösteren bir sanat çeşidi ya da kolu. (karşılık, spesyes),Ancak kendi aralarında çiftleşen bireyler topluluğu; hayvan sınıflandırmalarında cins içinesokulan ve ırk ve variyeteleri içine alan bir birlik.
Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
Diğer dillerde Kulaklı tarla kuşu anlamı nedir?
İngilizce'de Kulaklı tarla kuşu ne demek ? : shore lark

Bu kısımda Kulaklı tezkere nedir? Kulaklı tezkere ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kulaklı tezkere tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kulaklı tezkere hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.