Lamina omazi nedir, Lamina omazi ne demek

Lamina omazi; Anatomi, Veteriner alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kırkbayırın üst ve yanlarından çıkarak organın alt duvarına doğru uzanan, mukoza dürümünden ibaret oluşumlar.

Lamina omazi anlamı, tanımı

Lami : Tanesiz taze fasulye. Parıldayan, parlak, parıltılı

Lamina : Zar biçiminde ince düz tabaka, ince levha. Yaprak, levha, tabaka.

Omaz : Olmaz.

Kırkbayır : Geviş getiren hayvanların dört gözlü olan midelerinin üçüncü gözü.

Mukoza : Sümük doku.

Oluşum : Oluşma işi, teşekkül, teşkil. Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci.

İbaret : Oluşan, meydana gelen.

Dürüm : Dürme işi, silindir biçiminde kıvırma. İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide. Yufka ekmeğinin içine çeşitli katıklar konularak sarılmış durumu. Sersem. Temizlenmiş ve taranmış yirmi-otuz pamuk, yün yumağının meydana getirdiği yığın. Eski türkçe dür-üm: Dürmek, açık ekmeğin katıkla dürülerek aldığı biçim (Erzincan Merkez). Dürülüş ekmek. Yufka ekmeğinin içine peynir, soğan ve benzerleri koyup sararak oluşturulan yiyecek. Kabak çiçeği, yaprak sarması. Dürüm, hamurdan yiyecek. İçine kebap, peynir vs. konularak dürülen yufka ekmek veya pide.

 

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Duvar : Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel.

İbare : Bir düşünceyi anlatan bir veya birkaç cümlelik söz.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Dürü : Dürülmüş şey. Armağan, hediye. Çeyiz. Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan. Bel denilen tarım aracı. Hediye. Düğün hediyesi. Gelinlerin damat ve akrabalarına, damatların da gelin ve akrabalarına verdikleri hediyeler. Gelinin çeyizi. Düğüne davet edilenlere düğün sahibi ve gelin tarafından verilen hediyeler. Evlenecek kızın işlenmek ve dikilmek üzere arkadaşlarına verdiği parçalar. Düğüne çağrılacaklara kumaş, koyun, koç, çevre göndererek yapılan çağrı. Gelin edilecek kız için istenilen mendil, fincan ve benzerleri şeyler. Çamaşır. 1. Gelin olacak kızın elbiselerinin kesilip biçilme günü. 1. Düğüne çağrılan kimseler. Çapa şeklinde çatal bel. Paket. Tırpanla ekin biçen adamın bir gidişte biçtiği yer. Kız evinden erkek evine gönderilen armağan. Gelinin damadın yakınları için getirdiği hediyelik çeyiz. 1.Düğünlerde okuntu (davetiye) ile birlikte gönderilen fanila, havlu ve benzerleri hediyeler. Gelin tarafının erkek tarafına verdiği hediye.

 

Uzan : Uzun.

Duva : Dua.

İbar : Yılan kokusu.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk.

Kırk : Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 40 ve XL rakamlarının adı. Dört kere on, otuz dokuzdan bir artık.

Diğer dillerde Lamina fibroretikularis anlamı nedir?

İngilizce'de Lamina fibroretikularis ne demek ? : lamina reticularis