Lo nedir, Lo ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ey, ulan anlamında kabaca seslenme ünlemi.

Kiremit.

[Bakınız: loğ].

Toprak damlarda, yollarda toprağı ezmek için kullanılan taş silindir.

Lo!.

Lo tanımı, anlamı

Lo daşı : Toprak damları sıkıştırmakta kullanılan silindir şeklindeki taş

Seslenme ünlemi : Çağırmaya, haber vermeye ve cümledeki seslenmeyi güçlendirmeye yarayan ünlemler: A!, a beyim!; Doktor! Sesi hırçındı. Doktor ise, inadına sakin ve pesten: Efendim, diye sordu (T. Buğra, Yalnızlar. s. 232). || Ey Rab, ey Rab, neden hafızayı mahvetmedin? (Y. K. Karaosmanoğlu, Erenlerin Bağından, s.28), Ey ayrılıklar şairi, sana yemin ederim ki, vatan da sevgililer gibidir. Uzakken daha çok sevilir, daha çok ruha yakındır (Y.K. Karaosmanoğlu, göst. e.: Diğer Nesirler. s.95) Haydi, yavrum git yat. Vakit çok geç, sonra fena olursun (A. H. Tanpınar, Adullah Efendinin Rüyaları: Geçmiş Zaman Elbiseleri, s. 100). Ayol dedi. Daha şimdi yaptık yatağı, Yazık değil mi? (A. H. Tanpınar, Yaz Yağmuru: Yaz Gecesi, s. 163). – Kız, insanlık hâli... Sakın o yüzük müdür, küpe midir nedir, bilmeden bir yere koymuş olmıyasın... (R.N. Güntekin, Kızılcık Dalları, s. 138). Hey yolcu, yolcu.. Bir dakika durmaz mısın? (Y.K. Karaosmanoğlu. Erenlerin Bağından: Diğer Nesirler, s. 108). Ahmet! buraya gel! Arkadaşlar! çok çalışalım ve başarı sağlayalım. ve benzerleri bk. ünlem ve dışa dönük ünlemler.

 

Silindir : Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane. Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer. Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane, silindir makinesi. Silindir şapka. Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genel olarak motorlu araç.

Seslenme : Seslenmek işi. Sözü birine veya birilerine yöneltme, hitap.

Kiremit : Çatıları örtmekte kullanılan, yan yana dizilerek suyu aşağıya geçirmeden dışarı akıtacak biçimde yapılmış, kızıl toprağın renginde, pişmiş balçık levha.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Kabaca : İrice, büyükçe. (kaba'ca) Yaklaşık olarak. (kaba'ca) Kaba bir biçimde.

Ezmek : Üstüne basarak veya bir şey arasına sıkıştırarak yassılaştırmak, biçimini değiştirmek. Üzmek, sıkıntıya sokmak. Harcamak. Ağır bir şey, başka bir şeyin üzerinden geçmek, çiğnemek. Yenmek, sindirmek. Sıvı içinde bastırıp karıştırarak eritmek. Dayanıklılığını aşacak derecede çalıştırarak yormak.

Topra : Torba.

Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

 

Ünlem : Türlü duyguları anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime, nida: Ah! oh! şak, çat vb. Ünlem işareti.

Damla : Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı. Damla biçiminde olan (ziynet). Kalbe inen inme, felç. Damlalıkla kullanılan ilaç. Çok az miktar.

Ulan : Ey. Öfke ve nefret anlatan bir seslenme sözü.

Kire : Altında killi ve kireçli tabaka bulunan yerler. Bağ yetiştirilen beyaz topraklı yerler. Taşlı yerler. Para ile ormandan odun taşımak : Uşaklara söyle sabah kireye gideceğiz. Kır.

Ezme : Ezmek işi. Bitkilerin etli ve yumuşak kısımlarını macun kıvamına getirmek üzere parçalama, katı ve telsel kısımlarını süzerek ayıklama işlemi. Soğan ve domatesin çok küçük parçalara bölünmesiyle hazırlanan bir meze türü. Sebzelerin ezilmesiyle yapılmış olan meze.

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

Sili : Kilim, yünden dokunmuş yaygı. Arı, temiz. İffetli.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Taş : Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde. Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş. Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme. Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme. Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher. Dama, domino ve benzerleri oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri. 7. tıp Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde. 8. jeol. Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça. 9. mec. Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz. Gönü işlemekte kullanılan bir araç. [Bakınız: kayaç]. Kimyasal veya fiziksel özellikleri değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan, sert ve katı madde. Çeşitli biçim ve büyüklükte her türlü kaya parçası. (Söz sanatı terimi) Kapalıca yapılan sitem veya takışma. Kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça. Değirmen taşı. (Bünyan Kayseri). [Bakınız: daş].

Loğ : Yollarda, tarlalarda toprağı ezmek veya toprak damlı evlerin üstündeki killi toprağı sert bir katman durumuna getirmek için dam üzerinde yuvarlanan, silindir biçimindeki ağır taş, yuvgu, yuvak.

Diğer dillerde Llanwenog koyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Llanwenog koyunu ne demek ? : llanwenog sheep