Okutaç nedir, Okutaç ne demek

Okutaç; Kitaplık, Sinema alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Sarıcıya eklenerek elle çalıştırılan, ses kuşağı üzerindeki çalışmaları kolaylaştıran, yalınç bir okuma kafasından oluşan okuma bölümü.

Teknik terim anlamı:

Mikro çoğaltmaları büyülterek okunmalarını sağlayan aygıt.

Okutaç kısaca anlamı, tanımı

Okuma kafası : Çeşitli ses aygıtlarında, sesli göstericilerde, herhangi bir gereç üzerine saptanmış sesi yeniden oluşturan, dinlenmesini sağlayan, optik ve mıknatıslı olmak üzere iki çeşidi bulunan ana bölüm. Mıknatıslı görüntü aygıtında görüntüleri ve bunlarla ilgili sesleri veren kafa

Okuma bölümü : Ölçünleşmiş okuma ölçerlerinde öğrencilerin sağladığı okuma yaşını takvim ya da sınıf yaşına bölerek elde edilen sayısal bir değer.

Ses kuşağı : Üzerinde bir veya birkaç ses yolu bulunan kuşak.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Sağlayan : Tekeffül eden, mütekeffil.

Çoğaltma : Çoğaltmak işi, teksir, fazlalaştırma, ziyadeleştirme. Bir sanat eserinin aslına uygun olarak yapılmış olan taklidi, reprodüksiyon.

Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

 

Yalınç : Birleşik olmayan, yalnız bir maddeden oluşan. Karışık olmayan, basit.

Okunma : Okunmak işi.

Sarıcı : Bir filmi bir makaradan başka bir makaraya aktarmada kullanılan, kolla ya da motorla döndürülen bir eksenden oluşan aygıt. Mıknatıslı görüntü kuşağının sarılmasında kullanılan benzeri aygıt.

Yalın : Alev. Çıplak, kınından çıkmış. Gösterişsiz, süssüz, sade (söz, yazı).

Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

Aygıt : Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz. Vücutta belirli bir görevi yerine getiren organ grubu. Birkaç aletin uygun bir biçimde eklenmesinden oluşturulan ve bazı belli deneylerin yapılmasına yarayan takım.

Çoğal : Çoğanın özellikleri ya da çoğabilim çözümlemelerine ilişkin olan.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Mikro : Küçük, dar, makro karşıtı.

Okuma : Okumak işi, kıraat.

Çalış : Çalma işi.

Kolay : Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı. Kolaylık. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe.

 

Kola : Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolalama. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).

Diğer dillerde Okutaç anlamı nedir?

İngilizce'de Okutaç ne demek ? : reading machine, sound reader, squawk