Ortak donanım nedir, Ortak donanım ne demek

Ortak donanım; Şehir alanında kullanılan bir sözcüktür.

Teknik terim anlamı:

Bir kentin ya da kasabanın, orada yaşayanlara sağladığı, su, elektrik, havagazı, telefon ve benzerleri işgörülerle ilgili araç ve yapıların tümü. bk. kentsel donanım.

Ortak donanım anlamı, tanımı

Donanım : Bir gemi direğine, bir yelkene veya başka bir parçaya bağlı bulunan halat ve makara vb. manevra araçları. Bir bilgisayarda bulunan fiziksel birimler. Tesisat

Orta : Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. İyi ile kötü arasındaki durum. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Yeniçeri Ocağında tabur. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Orantı.

 

Ortak : Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri, şerik, hissedar, partner. Birden çok kimse veya nesneyi ilgilendiren, onlara özgü olan, onların katılmasıyla oluşan, müşterek. Kuma.

Kentsel donanım : Kentsel ve kırsal çevrenin beğenilen ve hoş gelen özelliklerinin korunmasını ve geliştirilmesini, güzel ve açık alanlar açılmasını, toplumsal işgörü ve çalışma kolaylıklarını ve yaşamın güzelliğini artırmayı amaçlayan uygulayımsal iyileştirmeler.

Havagazı : Kömürün damıtılması ile elde edilen gaza, su gazı eklenerek elde edilen karışım. Karışım oranı % 70 taş kömürü gazı, % 30 su gazıdır. [Bakınız: kent gazı].

Elektrik : Maddenin elektron, pozitron, proton vb. parçacıklarının hareketleriyle ortaya çıkan enerji türü. Fiziğin, bu enerji ile oluşan olaylarını inceleyen kolu. Bu enerjiden elde edilen aydınlanma. Çarpıcılık, cazibe, canlılık. Bu enerjinin gündelik hayatta kullanılan biçimi.

Telefon : Konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek. Birbirinden uzakta bulunan kişilerin konuşmasını sağlayan aygıt.

Bir ken : Bir kez. Bir kere, bir defa.

Kentsel : Kentle ilgili, şehirle ilgili.

Kasaba : Şehirden küçük, köyden büyük, henüz kırsal özelliklerini yitirmemiş olan yerleşim merkezi, belde.

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

 

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Orada : Sözü edilen yerde. İşaret edilen görece olarak uzak yerde.

Telef : Hayvanı yok etme, öldürme. Boş yere harcama, yıpratma.

Kasab : Kasap.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Kasa : Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap. Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi. Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve. Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse. Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.

Tele : İnce ip, iplik. Hayvanlar için kurulan tuzak. Giysi yakalarının içine konulan kolalı bez, tela. Tuzak. Bir terzi malzemesi: tela. Televizyonun, konuşma dilinde kısaltılmışı. "Televizyon" sözcüğünden kısaltmayla elde edilen ön ek. (Yabancı dillerde téléciné, téléfilm, teleplayer, ve benzerleri bileşiklerde kullanılır). Yunanca "tele" (uzak, ırak) sözcüğünden alınarak yabancı dillerde bu anlamda ön ek olarak kullanılan ve çeşitli bileşikler (télécommunication, télégraphe, téléphone, télévision; telefilm, telephoto, teleplayer, telerecorder, television; Telefon, Telefoto, Telegrafie, Teleskop, vb.) türeten sözcük. Ceketlerin göğüs ve yaka kesimlerini sert tutmak amacıyla kullanılan kıl kumaş. ( Uşak.; Güdül Ankara).

Diğer dillerde Ortak donanım anlamı nedir?

İngilizce'de Ortak donanım ne demek ? : community facilities