Paçal numune nedir, Paçal numune ne demek

Paçal numune; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Herhangi bir partiden alınan değişik örneklerin birleştirilip karıştırılmasıyla elde edilen ürün miktarı.

Paçal numune anlamı, tanımı

Numune : Örnek. Göstermelik

Paça : Pantolon, don, şalvar vb. giyeceklerde bacakların çıktığı aşağı bölüm. Bu ayaktan yapılmış olan çorba. Kasaplık hayvanların ayağı.

Paçal : Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaya göre belirlenen gerekli karışım oranı. Çeşitli şeylerin karışımı.

Karıştırılma : Karıştırılmak işi.

Karıştır : Karıştırmak.

Değişik : Değiştirilmiş, muaddel. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk. Farklı. Yedek iç çamaşırı, giyecek.

Değişi : Halkbilim olaylarıyla ürünlerinin hiçbir dış etken olmadan özbiçimleriyle olgularının büyük ölçüde değişmesi, bk. değişi kuramı.

Miktar : Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik. Ölçü.

Birle : Zaman anlamına gelip fiillerin sonunda takı gibi kullanılır: Babam geldiği birle ağabeyim sigarayı atar. İle.

Değiş : Değme işi. Değişim.

Örnek : Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model. En iyi biçimde olan. Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası, misil. Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma. İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune. Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılmış olan davranış, misal.

 

Parti : Ortak düşünce ve görüşteki kişilerin oluşturdukları siyasal topluluk, fırka. İnsan topluluğu. Bir bütünün parçası, kısım. Bazı oyunlarda bir kez. Çok ucuza elde edilen şey, kelepir. Armoniyi oluşturan ezgilerden her biri. Bir araya gelinerek tavla, konken, okey vb. oynanan oyunlardan her biri. Tutam. Vurgun, kazanç. Herhangi bir ürünün tek seferde bir yerden başka bir yere gönderilen bölümü. Bir kişi, bir kuruluş veya bir topluluğun, çoğu belli bir şeyi kutlamak amacıyla düzenledikleri eğlence. Bir yere bölümler hâlinde gönderilmekte olan bir malın veya bir bütünün parçası.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Edil : Roma tiyatrosunda oyunları parasal ve yönetsel açıdan koruyanlara verilen ad. Oyunları denetleyip gösteri günlerini ve daha başka kayıtları saptayanlara verilen ad. Roma tiyatrosunda maddi manevi oyunları destekleyip koruyanlar. Oyunları denetleyip temsil tarihlerini ve daha başka kayıtları saptayanlar (bk. diadaskalia). Sinop ili, Boyabat ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Part : Karın. Çok şişkin (karın). Sarkık (karın). İşkembe. Kurt, köpek ve benzerleri hayvanların parçaladığı koyunun derisi. Ekin demetlerinin başaklar içe gelecek biçimde yığılmış durumu. Biçilmiş ekinin otuz demetinden yapılmış yığın. Otuz yumurtadan yapılmış yığın. Eski giysi, paçavra. Yeni yapılan evlere, ev sahibinin akrabalarının armağan olarak taktıkları kumaş. Yüzük oyununda yüzüğü saklamakta kullanılan mendil, bez parçası. Bağışlama: Ali'nin suçunu part etti. Çelik çomak oyununda çeliğin yerde vurulması. Yüzük oyununda, saklanan yüzüğün yerini bulan oyuncu bölüğüne, karşı yanın tanıdığı sayı. İskambil ya da tavla oyunlarında oynanacak sayı. Eski türkçe bart: Koyunun karın ve göğüs boşluğu; işkembe; ot yığını; ekin yığını. Bir kaç bağlık ot yığını. Yerine göre mesl 30 bağ bir part eder. Karın göbek.

 

Elde : Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı.

Karı : Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın, eş, refika, zevce. Kadın. Yaşlı, ihtiyar.

Ürün : Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul. Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey. Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey. Eser.

Alın : Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Paçal numune anlamı nedir?

İngilizce'de Paçal numune ne demek ? : mixed specimen