Sıçrarfaregiller nedir, Sıçrarfaregiller ne demek

Sıçrarfaregiller; Biyoloji alanında kullanılan bir terimdir.

Biyoloji'deki anlamı:

Asya, Avrupa ve Amerika'da yaşayan, arka üyeleri uzun, iyi koşan ve tırmanan, yanak torbaları bulunan, toprak üzerinde ya da küçük çalılar arasında yuvalar yapan bir memeli familyası.

Sıçrarfaregiller anlamı, tanımı

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine

Familya : Aile. Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile.

Amerika : Dünya üzerinde yer alan bir kıta.

Yuvalar : Batman ilinde, Sason belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Çanakkale şehrinde, Çan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Tırman : 1.Tarla, bağ, bahçe sınırı. 2.Bağın meyilli kıyısı. 3.İki tarla arasındaki boş yer. Tarla sınırı.

Avrupa : Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

Memeli : Memesi olan.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Yanak : Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü. Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi.

 

Koşan : Davarları bir araya koyup sayma işlemi. Boyunduruğu araba okuna bağlayan ağaç çivi. Boyunduruğa bağlanarak hayvanlara sürükletilerek çektirilen ağaç, odun ve benzerleri şeyler. Kalınca halat. Vergi makbuzu. Mısır koçanı. Koyunları sağmak için kullanılan üstü kapalı koyun ağılı. Davarları bir araya toplayıp sayma. Kesilmiş, budanmış ağaç gövdesi, tomruk. [Bakınız: goşan].

Topra : Torba.

Yuval : Küçük tencere.

Yapan : Ardıç ve gomalak ağacının, yatay büyüyen dalları.

Tırma : Çalı.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Torba : Genellikle pamuk ve kıldan dokunmuş, türlü boy ve biçimde, ağzı büzülüp bağlanabilen araç. Er bezi, husye, testis. Vücutta meydana gelen şişlik. Genellikle plastikten veya kâğıttan yapılmış, içine öteberi koymaya yarayan, çeşitli büyüklükte olabilen taşıma gereci, poşet.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Yana : Yağ ile. Taraf, taraf, tarafta, taraftan, tarafına.

Diğer dillerde Sıçramalı gelişme anlamı nedir?

İngilizce'de Sıçramalı gelişme ne demek ? : haphazard growth