Sıkma sıkmak nedir, Sıkma sıkmak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Sac ekmeğinin arasına peynir, çökelek ve benzerleri yiyecekler koyarak sarmak, dürüm yapmak.
Sıkma sıkmak anlamı, tanımı
Sıkma : Sıkmak işi. Dar bir tür kadın yeleği. Sımsıkı bağlanmış. Bir tür pantolon ya da şalvar. Bayat ekmeğin su ile ıslatılıp sıkılmasıyla elde edilen malzemeyi un, tuz ve suyla yoğurup hamur durumuna getirdikten sonra arasına kavrulmuş soğan, peynir konularak pişirilen bir yemek. Sıkılmaya, suyu alınmaya elverişli (portakal)
Sıkmak : Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak. Yalan söylemek. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek. Sıkıntı vermek. Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak. Dar gelmek. Silahla ateş etmek. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak.
Sac ekmeği : Mayalanmış hamurun oklava ile daire şeklinde açılıp sac üzerinde pişirilmesiyle elde edilen ekmek.
Çökelek : Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir peynir türü, kesik, ekşimik, torak. Tortu.
Yiyecek : Yenmeye elverişli olan her şey. Yenebilen.
Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.
Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.
Sarmak : Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Kucaklamak. Yumak yapmak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek. Sarılıp tırmanmak. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Saldırmak, hücum etmek. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Örtmek. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Dolayında yer almak. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak.
Peynir : Maya ile katılaştırılarak sütten yapılmış olan ve birçok türü olan besin.
Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).
Dürüm : Dürme işi, silindir biçiminde kıvırma. İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide. Yufka ekmeğinin içine çeşitli katıklar konularak sarılmış durumu. Sersem. Temizlenmiş ve taranmış yirmi-otuz pamuk, yün yumağının meydana getirdiği yığın. Eski türkçe dür-üm: Dürmek, açık ekmeğin katıkla dürülerek aldığı biçim (Erzincan Merkez). Dürülüş ekmek. Yufka ekmeğinin içine peynir, soğan ve benzerleri koyup sararak oluşturulan yiyecek. Kabak çiçeği, yaprak sarması. Dürüm, hamurdan yiyecek. İçine kebap, peynir vs. konularak dürülen yufka ekmek veya pide.
Çökel : Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu. Çökelti.
Sarma : Sarmak işi. Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılmış olan etli veya zeytinyağlı yemek. Bir ayakta alınan, paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk. Saran, içine alan şey, zarf. Sarılarak yapılan. Çevirme.
Koyar : İki akarsuyun birleştiği yer.
Koya : Bırak.
Yiye : Zarar verici, obur (hayvan). Sahip. Eğe.
Dürü : Dürülmüş şey. Armağan, hediye. Çeyiz. Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan. Bel denilen tarım aracı. Hediye. Düğün hediyesi. Gelinlerin damat ve akrabalarına, damatların da gelin ve akrabalarına verdikleri hediyeler. Gelinin çeyizi. Düğüne davet edilenlere düğün sahibi ve gelin tarafından verilen hediyeler. Evlenecek kızın işlenmek ve dikilmek üzere arkadaşlarına verdiği parçalar. Düğüne çağrılacaklara kumaş, koyun, koç, çevre göndererek yapılan çağrı. Gelin edilecek kız için istenilen mendil, fincan ve benzerleri şeyler. Çamaşır. 1. Gelin olacak kızın elbiselerinin kesilip biçilme günü. 1. Düğüne çağrılan kimseler. Çapa şeklinde çatal bel. Paket. Tırpanla ekin biçen adamın bir gidişte biçtiği yer. Kız evinden erkek evine gönderilen armağan. Gelinin damadın yakınları için getirdiği hediyelik çeyiz. 1.Düğünlerde okuntu (davetiye) ile birlikte gönderilen fanila, havlu ve benzerleri hediyeler. Gelin tarafının erkek tarafına verdiği hediye.
Ekme : Ekmek işi.
Çöke : Kazma ve küreğin küçüğü.
Sac : Yassı demir çelik ürünü. Bu üründen yapılan. Bu nesneden yapılmış, üzerinde yufka yapılmış olan dışbükey pişirme aracı.
Diğer dillerde Sıkma peynir anlamı nedir?
İngilizce'de Sıkma peynir ne demek ? : pressing cheese

Bu kısımda Sıkma sıkmak nedir? Sıkma sıkmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sıkma sıkmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sıkma sıkmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.