Sarıcan nedir, Sarıcan ne demek

Sarıcan; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Elâzığ ilinde, Karakoçan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Sarıcan tanımı, anlamı

Sarı : Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi. Soluk, solgun. Bu renkte olan

Sarıca : Sarıyı andıran, sarıya yakın. Yaban arısı. Eyalet valileri buyruğundaki başıbozuk asker.

Karakoçan : Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri.

Belediye : İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Karakoç : Delikanlı, yiğit esmer kimse. Adıyaman şehri, Bağpınar nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Erzurum şehrinde, Pazaryolu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Giresun ili, Keşap ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kırıkkale kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Muş şehri, Aktuzla nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas şehri, Direkli nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Van ili, Erçek nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Van ilinde, Güzelsu nahiyesine bağlı bir bölge. Zonguldak ili, Saltukova bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Nahiye : Bucak. Bölge.

Beledi : Şehirle ilgili. Pamuklu, kalın bir tür kumaş. Yerleşik.

Elazığ : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

Karak : Tahta pencere kapağı, kepenk. Hırsız. Bademcik. Geri kalma. Kapı mandalı, sürgü. Karda açılan ince yol, iz. Göz, gözbebeği, bakış, nazar.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

 

Bele : Yüzü beyaz koyun. İki kardeş çocukları, kuzen. Teyze, hala. Böyle. Belâ. Kundak, çocuk bezi. Böyle, bk. böle. Teyze çocuğu, karşılığı böle. Böyle, bk. böle, böyle. Böyle, şu şekilde.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Sarıca temsilcisi anlamı nedir?

Osmanlıca Sarıca temsilcisi : serçeşme