Siperlik nedir, Siperlik ne demek
- Güneş ve yağmurun etkisinden korumak amacıyla şapka, kapı, lamba vb. şeylere yapılmış olan koruyucu engel, siper, güneşlik

- Siper olma özelliği bulunan yer.
"Siperlik" ile ilgili cümle
- "Alanın elektrik lambalarının siperlikleri önünde pırıl pırıl, iri taneler hâlinde geçen yağmurun hızı daha iyi belli oluyordu." - N. Cumalı
Siperlik hakkında bilgiler
Siperlik, güneş ışıklarından ya da parlak bir ışık veya nesnelerden gözleri korumak için tasarlanan güneşlik ya da yüzey.
Gözü ve alnı güneşten korumak için kasket, fötr tipi şapkalar siperlikli olur. Aynı şekilde siperlikli de yapılabilen başlıklar arasında kask, bere sayılabilir.
Eskimolar gibi Arktik bölge yerlileri kar gözlüklerini siperlikli olarak da yaparşar.
Siperlik anlamı, kısaca tanımı:
Güneş : Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam. Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.
Korumak : Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek. Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek. Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek. Karşılamak, denk gelmek. Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek. Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek. Tehlikeli, zararlı durumları önlemek.
Şapka : Boru, baca, direk vb. şeylerin açık olan üst bölümünü havanın etkisinden korumak için takılan başlık. Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılmış olan başlık. Düzeltme işareti. Bazı bitkilerde, özellikle mantarlarda sapın üstünde bulunan, üreme organlarını taşıyan şapka biçimindeki organ.
Siper : Yağmur, güneş ve rüzgârın etkilemediği gizli, kuytu yer, dulda. Kuytu, korunulabilen. Güneş ve yağmurun etkisinden korunmak amacıyla şapka, kasket vb.nin önüne yapılmış olan çıkıntı, siperlik. Korunulacak, arkasına, altına veya içine girerek saklanılacak yer. Askerlerin savaşta vurulmamaları ve rahat ateş edebilmeleri için kazılmış, üstü açık hendek.
Güneşlik : Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak için mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım türü. Güneş ışınlarını alan (yer). Siperlik. Güneş ışınlarına engel olan perde veya buna benzer gereç.
Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çok ve sık düşen, gelen şey. Çokluk, bolluk.
Etki : Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim.
Kapı : Devlet dairesi. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Ev gezmesi için gidilen yer. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Gidere yol açan gereksinim. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal.
Lamba : Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti. Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet. Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul.
Koruyucu : Koruyan kimse, muhafız. Himaye eden, kollayıcı, hami. Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan (ilaç veya işlem).
Engel : Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap.
Işık : Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk.
Olma : Olmak işi.
Yer : Önem. Durum, konum, vaziyet. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Gezinilen, ayakla basılan taban. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Görev, makam. İz. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Yerküre. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Durum, konum. Ülke.
Diğer dillerde Siperlik anlamı nedir?
İngilizce'de Siperlik ne demek? : peak, visor; shelter
Fransızca'da Siperlik : visière [la]
Rusça'da Siperlik : n. козырек (M)

Bu kısımda Siperlik nedir? Siperlik ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Siperlik tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Siperlik hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.