Spinel nedir, Spinel ne demek

Spinel; Kimya, Jeoloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Kimya'da terim anlamı:

AB2O4 (A= +2 değerli, B= +3 değerli metal katyonları) kapalı formülündeki çeşitli renklerde ve geniş bir coğrafik bölgede bulunan sert, camsı ,MgAl2O4, FeFe2O4 gibi mineral grubu.

Jeoloji'deki terim anlamı:

Mineral. (Al2 MgO4; metalimsi olmayan parıltı, kırmızı, sarı, eflâtun; çizgi ak; sertlik 8, özgül ağırlık 3.4-4.1; kübik. Süs taşı olarak traşlanır.).

Spinel tanımı, anlamı

Spin : Proton, elektron gibi temel parçacıkların parçacık ekseni etrafında dönmesi. Bir temel parçacığın devinim süresi

Özgül ağırlık : Bir cismin 1 santimetreküp hacmindeki parçasının ağırlığı, dansite.

Mineral : Normal sıcaklıkta doğada katı durumda birtakım maddelerle karışık veya birleşik olarak bulunan veya kimyasal yollarla elde edilen inorganik madde. İçinde inorganik maddeler bulunan.

Değerli : Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar.

Eflatun : Açık mor renk. Bu renkte olan.

Kırmızı : Al, kızıl renk. Bu renkte olan.

Sertlik : Sert, katı olma durumu. Sert, kırıcı, katı davranış, şiddet, husumet. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç.

Çeşitli : Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.

Ağırlık : Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

 

Coğrafi : Coğrafya ile ilgili.

Parıltı : Parıldama, göze çarpan parlaklık.

Formül : Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.

Kırmız : Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya, çiçek boyası.

Kapalı : Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Geçilmez durumda olan. Açık olmayan (giyecek). Bulutlu, karanlık (hava). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Başı örtülü (kadın). Gizli, saklı.

 

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Katyon : Bir çözeltinin elektrolizi sırasında katotta toplanan iyon, artın.

Kübik : Küp ve kesme biçiminde olan. Kübizm akımına uyularak yapılan. Küp (II) biçiminde olan.

Özgül : Bir türle ilgili, bir türe ilişkin.

Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Bu maddeden yapılmış.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Diğer dillerde Spinel anlamı nedir?

İngilizce'de Spinel ne demek ? : spinel