Türlü renk nedir, Türlü renk ne demek

Teknik terim anlamı:

(algısal anlamda) : Algılanan, belirli bir türü olan renk.

(ruhfiziksel anlamda) [Alm. bunte Farbvalenz] [Fr. couleur chromatique psychophysique] [İng. psychophysical chromatic colour]: Tayfsal renk yoğunluğu sıfır olmayan, dolayısıyle, bir baskın dalga boyu olan ruhfiziksel renk.

Türlü renk tanımı, anlamı

Renk : Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik. Çeşitlilik

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Tayfsal renk yoğunluğu : Tayfsal renk yoğunluğu (renk-ölçümsel arılık] Pe aşağıdaki formülle bulunur: Bu formülde: pe: Tayfsal renk oranı (renksel uyarma arılığı) yd: Rengin baskın dalga boyunun üçrenksel koordinatı y: rengin üçrenksel koordinatı. bk. Tayfsal renk oranı (renksel uyarma arılığı), doymuşluk.

Ruhfiziksel renk : Işığın, görünen biçimi, boyutu, yapısı ve dokusu aynı olan iki nesne arasında, gözlemciye ayrımlar ayırt etme olanağı sağlayan ve tayfsal bileşim ayrımlarının doğuracağı ile aynı türden olan, ıralayıcı niteliği.

Sıfır olmayan : Sıfıra eşit olmayan sayı veya doğrusal uzayda sıfır olmayan eleman.

Dalga boyu : Yan yana iki dalga sırtı arasında kalan ve uzunluğu yerine göre birkaç metreden birkaç yüz metreye kadar ulaşabilen yatay uzaklık, dalga uzunluğu. Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklık, dalga uzunluğu.

 

Chromatic : Yarım seslerden oluşan ses dizisi.

Belirli : Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen.

Baskın : Suç işlediği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme. Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen, başat, hâkim, dominant. Sertlik, zorluk bakımından üstün. Su basması, sel. Ansızın çıkagelme. Kısa süreli, beklenmedik saldırı.

Dolayı : Çevrede, etrafta bulunan. Ötürü.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Yoğun : Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).

Sıfır : Kendi başına değeri olmayan, ondalık sayı sisteminde sağına geldiği rakamı on kere büyüten işaret (0). Kötü, başarısız, verimsiz. Olmayan, bulunmayan. Yeni, kullanılmamış. Hiçbir değeri olmayan şey.

Dalga : Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genel olarak rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Bir yüzeydeki kıvrım. Geçici sevgili. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Gizli iş, dalavere. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Geçici aşk ilişkisi. Saçların kıvrım genişliği. Dalgınlık. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.

Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

 

Baskı : Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

Dolay : Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Olma : Olmak işi.

Beli : Evet.

Diğer dillerde Türlü renk anlamı nedir?

İngilizce'de Türlü renk ne demek ? : perceived chromatic colour