Tezgahlamak nedir, Tezgahlamak ne demek

Tezgahlamak; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de mecaz olarak kullanılır.

  • Dokunacak bezi tezgâha yerleştirmek
  • Bir iş için hazırlık yapmak, işe girişmek.
  • Yasal olmayan bir işi gerçekleştirmek için plan yapmak.

Tezgahlamak kısaca anlamı, tanımı

Tezgah : Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa. Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe. Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı. Tersane. Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol. iş masası

Tezgahlama : Tezgâhlamak işi.

Gerçekleştirmek : Gerçek duruma getirmek, yapmak, ortaya koymak.

Gerçekleştirme : Gerçekleştirmek işi, realizasyon.

Yerleştirmek : Yerleşmesini sağlamak. Tokat, şamar vurmak. Söz veya cevabı tam sırasında söylemek. Yerine koymak.

Yerleştirme : Yerleştirmek işi. Yurtlandırma, iskân.

Hazırlık : Hazırlanmak için gereken şey veya durumların bütünü.

Girişmek : Bir işi ele almak. Kalkışmak. Başlamak. Birbirine karışmak. Dövmek. Kavgaya tutuşmak.

Girişme : Girişmek işi, teşebbüs.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

 

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

Yasal : Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni, meşru, legal.

Hazır : Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya. Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş. Fırsattan yararlanarak. Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak. Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı.

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

Giriş : Girme işi. Bir bilime hazırlık amacıyla yazılan eser. Bir eserin konusunu tanıtarak kolay kavranmasını sağlayan, ön sözden sonra yer alan bölüm, methal. Bir müzik parçasında baştaki bölüm, methal. Bir anlatımda gelişme bölümüne hazırlık yapmayı sağlayan bölüm. Bir yapıda içeri geçilen yer, methal, antre.

 

Bezi : Yufka açmadan önce, hamurun ayrıldığı toparlakların her biri, pazı. [Bakınız: beze]. Bir çeşit kocakarı ilâcı. Yara veya çıban dolayısıyla vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen şişkinlik, beze. Yufka açmak için topaklanmış hamur parçaları. Bazı. Tek bir yufka ekmeği hamuru (Ç. Çiftliği).

Gerç : Eğlenme, alay.

Giri : Geri taraf, kıç. Geri.

Diğer dillerde Tezgah üstü ilaç anlamı nedir?

İngilizce'de Tezgah üstü ilaç ne demek ? : over the counter drug