Yerli kayaç nedir, Yerli kayaç ne demek

Yerli kayaç; Coğrafya, Jeoloji alanlarında kullanılan bir sözcüktür.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Hangi türden olursa olsun, dışgüçlerle sürüklenip başka yerlere taşınmayarak olduğu yerde kalabilmiş kayaç.

Jeoloji'deki terim anlamı:

Başka yerlerden getirilmiş ya da sürüklenmiş olmayıp, ilkel yerinde bulunan kayaç ya da maden.

Yerli kayaç anlamı, tanımı

Kaya : Büyük ve sert taş kütlesi. Kayaç

Kayaç : Yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle, külte, porfir.

Yerli : Taşınamayan, başka yere götürülemeyen. Bir yerin ilk sakini olan, otokton. Belli bir bölgede yetişen, otokton. Oturduğu bölgede doğup büyüyen, ataları da orada yaşamış olan. Amerika, Avustralya ve Afrika'nın uygarlıktan uzak, ilkel biçimde yaşayan kimi halklarına verilen ad. Yurt içinde yapılmış olan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan.

Taşınma : Taşınmak işi.

Yerinde : İyi, yeterli. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde. Durumunda.

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç.

Maden : Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral. Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş ya da parası elinden kolaylıkla alınan kimse. Bu mineralden yapılmış. Uyuşturucu, esrar, eroin. Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak. Metal. Maden ocağı veya maden işletmesi. Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri.

 

Başka : Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Sürük : Azgın. Sürülmüş.

Hangi : İki veya daha çok şeyden bir tanesini belirtecek bir cevap istemek için kullanılan soru sıfatı.

Yerde : Bir yumrukoyuncusunun, yediği yumruk sonucu, ayaklarından başka vücudunun herhangi bir yeri ile yere değmesi, ayakta bitik duruma gelmesi, iplere asılı kalması, yumruklaşma alanı dışına çıkması ya da düşmesi hali.

İlkel : İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan, iptidai, primitif. Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan, primitif. Zaman bakımından en eski olan, iptidai, primitif. Basit, karmaşık olmayan. Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz. Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad.

Made : Yemek yeme isteği. Mide. Arapça kökenli mâ-adâ: mâda; başka; fazla; gayri.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Olma : Olmak işi.

Oldu : Evet. Başüstüne.

İlke : Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Davranış kuralı. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Öge, unsur. Temel bilgi.

Diğer dillerde Yerli kayaç anlamı nedir?

İngilizce'de Yerli kayaç ne demek ? : bed-rock, autochtohnous