Young planı nedir, Young planı ne demek
Young planı; İktisat alanında kullanılan bir sözcüktür.
İktisat terim anlamı:
Almanya'nın Birinci Dünya Savaşı sonunda, Dawes planı çerçevesinde ödemeye mahkûm edildiği savaş tazminatı miktarını dörtte üç oranında azaltmak ve ödeme süresini 1988 yılına kadar uzatmak, ayrıca Alman ekonomisi üzerine konulan birçok kısıtlamayı kaldırmak amacıyla 1929 yılında Owen D. Young başkanlığındaki komite tarafından hazırlanan plan. Bu plan, 1929 ekonomik bunalımı nedeniyle uygulanamamıştır.
Young planı anlamı, kısaca tanımı
Plan : Bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi için uyulması tasarlanan düzen. Bir şehrin, bir yapının, bir makinenin çeşitli bölümlerini gösteren çizim. Düşünce, niyet, maksat, tasavvur. Çekim
Ekonomik bunalım : Bir ülkede ya da tüm dünyada ekonomik etkinliklerin durgunlaşması, gerilemesi ve bununla koşut olarak işsizliğin artması olayı. [Bakınız: bunalım].
Ödeme süresi : Konut edinmek amacıyla bir konut bankasından ödünç almış olan kimsenin ödeme koşullarından biri.
Dawes planı : Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya'nın Müttefikler'e savaş tazıninatı ödemeye devam etmesine olanak vermek amacıyla 1924 yılında General C. G. Dawes'in başkanlığında hazırlanmış plan. Bu plan 1929 yılında yerini Young Planına bırakmıştır.
Kaldırmak : Bulunduğu yerden almak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Yükseltmek. Piyasadan çekmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tayin etmek, atamak. Kaçırmak. Hastayı hastaneye götürmek. Uygun gelmek, yakışmak. Çekmek, taşımak. Çalmak, aşırmak. Uyandırmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Tören yaparak ölüyü gömmek. Bir şeyden çokça satın almak. Ürün toplamak, taşımak. Alıp başka yere götürmek. Yok etmek, ortadan silmek. İyi etmek, iyileştirmek. Toplamak.
Kısıtlama : Kısıtlamak işi. Kısıt.
Ekonomik : Ekonomi ile ilgili olan, iktisadi. Az masraflı, hesaplı, iktisadi. En az çabayla en çok verim alınan, kazançlı. Kolay kullanılabilen.
Tazminat : Zarar karşılığı ödenen para, ödence.
Azaltmak : Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.
Kaldırma : Kaldırmak işi.
Ekonomi : İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat. Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat. Tutum.
Azaltma : Azaltmak işi.
Sonunda : En son zamanda, nihayetinde.
Çerçeve : Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık. Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç. Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan. Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık.
Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.
Uzatmak : Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak. Germek. Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek. Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek. Süreyi artırmak, temdit etmek. Vermek, göndermek. Bir şeyi vermek için birine yöneltmek.
Birinci : Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.
Bunalım : Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
Mahkum : Hükümlü. Zorunda olan, mecbur. Kötü bir sonuca varması kaçınılmaz olan.
Uzatma : Uzatmak işi, temdit. Sıhhi tesisatçılıkta kısa boruları uzatmak için kullanılan, kısa boru parçası. Oyun içerisindeki duraklama dakikaları. Bir ucu kıyıya bağlı durumda denize uzatılıp bırakılarak kullanılan balık ağı. Ünlülerin uzun söylenişi. Eşit sayılarla biten bir elemeli oyunu, kazananın belli olması amacıyla, kurallarına uygun olarak belli bir süre daha sürdürmek.
Diğer dillerde Young planı anlamı nedir?
İngilizce'de Young planı ne demek ? : young plan

Bu kısımda Young planı nedir? Young planı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Young planı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Young planı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.