Aşiret nedir, Aşiret ne demek
Aşiret; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymak

"Aşiret" ile ilgili cümle örnekleri
- "Bunlar aşiret reislerine hulus çakmışlar, hep alttan almışlar belki rüşvetlerini de yemişler ve onları şımartmışlardı." - N. F. Kısakürek
İngilizce'de Aşiret ne demek? Aşiret ingilizcesi nedir?:
tribe
Almanca'da Aşiret ne demek?:
volksstamm
Fransızca'da Aşiret ne demek?:
tribu
Aşiret hakkında bilgiler
Aşiret, (Arapça: عشیرة on) dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok sülaleden oluşan, yapısındaki aileler arasında köken, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymaktır. Türkiye'nin özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde gün geçtikçe azalan bir eğilim gösterse de halen aşiret sistemi bazı ailelerde varlığını sürdürmektedir. Başlıca bir reisten ve reisin yardımcılarından oluşan aile topluluğu genellikle diğer aşiretlere karşı kendi bölgelerini koruma adına oluşmuştur. Günümüz Türkiye'sinde aşiretler genellikle ülkenin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde varlıklarını sürdürmektedir. Fakat göçler nedeniyle bu aşiret bireyleri başta büyük şehirler olmak üzere ülkenin genelinde ikamet etmektedirler.
Aşiret anlamı, tanımı:
Kültür : Bireyin kazandığı bilgi. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. Tarım. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü, hars, ekin. Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme.
Büyük : Niceliği çok olan. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Üstün niteliği olan. Önemli. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest.
Türdeşlik : Aynı türden olma durumu, soydaşlık.
Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.
Aile : Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü. Eş, karı.
Ekonomi : Tutum. İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat. Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat.
Evlilik : Evli olma durumu.
Göçebe : Mevsimlere göre ülke veya yer değiştiren (hayvan). Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan (kimse veya topluluk), göçer, göçkün.
Yerleşik : Belli bir yere yerleşmiş. Bir yerde varlığını sürekli olarak sürdürecek olan. Bir yerin yerlisi olmuş, mütemekkin.
Nitelik : Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet. Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite.
Topluluk : Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme. Sanatçı grubu. Vücudun dolgun olma durumu. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet.
Oymak : Aşiret. Kazıklamak. Hemen hemen benzer veya aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolu'nun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri. Bıçaklayarak yaralamak. Kumaş vb.ni girintili bir biçimde kesmek. Keskin, sivri uçlu bir cisimle bir şeyi yontarak veya delerek çukur oluşturmak. İzcilikte küçük birlik.
Toplum : Topluluk. Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet.
Sülale : Soy, hısım akraba. Ev, aile.
Köken : Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları. Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin.
Türki : Türkle ilgili. Türkçe.
Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.
Güneydoğu : Güneyle doğu arasındaki yön.
Bölge : Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye. Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka.
Aşiret toğmu : Diğerlerinden daha sağlam ve verimli sayılan bir çeşit mısır tohumu.
Diğer dillerde Aşiret anlamı nedir?
İngilizce'de Aşiret ne demek? : n. tribe, clan
Almanca'da Aşiret : der Volksstamm, der Nomadenstamm

Bu kısımda Aşiret nedir? Aşiret ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Aşiret tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Aşiret hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.