Akantosit nedir, Akantosit ne demek

Akantosit; Veteriner alanında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Üzerinde düzensiz, sayısı 5-10 arasında değişen sitoplazmik çıkıntılar içeren, yıldız görünümlü, alyuvar. Köpeklerde, karaciğer hastalıkları, beslenme bozuklukları, hemanjiyosarkom ve abetalipoproteinemi gibi nedenlerle oluşur.

Akantosit kısaca anlamı, tanımı

Akan : [Bakınız: akar]. Ekin yığınlarını yağmurdan korumak için yığının üst tarafına yapılan hilâl şeklindeki cetvel. Bakayım, göreyim anlamında: Mehmet gel akan!. Irmak, dere, çay, küçük akarsu. Çeşme, pınar, kaynak, su oluğu. Bir yerden bir yere doğru akan, giden. Çeşme, pınar

Akant : Dikensi çıkıntı. Dürüst, güvenilir yemin.

Akanto : İğneli, dikensi.

Akantositozis : Kanda akantositlerin varlığı. Abetalipoproteinemi.

Abetalipoproteinemi : Lipoprotein üretiminin bozulması, yağın ve yağda eriyen vitaminlerin emilim bozukluğu, retina dejenerasyonu, hipokolesterolemi ve kanda akantositlerin varlığıyla belirgin, otozomal çekinik geçişli genetik hastalık. Plazma lipoproteinlerinden betalipoproteinin tamamının yokluğu, akantositozis.

Hemanjiyosarkom : Kan damarı endotel hücrelerinden köken alan, uzun ve küt biçimli anaplastik endotelle döşeli damar boşluklarından oluşan ve elektron mikroskobik olarak Weibel-Palade cisimcikleri içeren, sıklıkla metastaz yapan, damarların yırtılması sonucu kanamalara ve ölüme neden olabilen, özellikle yaşlı Alman kurt köpeklerinde sıklıkla görülen kötücül tümör, anjiyosarkom, kötücül hemangoendotelyom.

 

Görünümlü : Görünümü olan.

Karaciğer : Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ.

Bozukluk : Bozuk olma durumu. Bozuk para.

Beslenme : Vücut için gerekli besin maddelerini alma.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Düzensiz : Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik. Sistemsiz.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Hastalı : Hastalıklı.

Çıkıntı : Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm. Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma. Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse). Kambur.

Görünüm : Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.

Alyuvar : Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit.

Yıldız : Çekirdeğinde oluşan füzyon sonucunda açığa çıkan enerjiyi uzaya ışınım biçiminde yayan, ışıklı gök cisimlerinden her biri. Bu biçimde olan. Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse. Kuzey 360°'lik yön, kuzey. Baht, şans, talih. Bir noktadan çevreye beş veya daha fazla çıkıntısı olan çok köşeli şekil. Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı, star.

 

Bozuk : Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Diğer dillerde Akantosit anlamı nedir?

İngilizce'de Akantosit ne demek ? : acanthocyte