Antioksidan nedir, Antioksidan ne demek

Antioksidan; bir kimya terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde
  • Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Oksidasyonu geciktiren veya önleyen.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Yüksek düzeyde yağ içeren yemlerin acılaşmasını önlemek için yemlere katılan maddeler.

Canlı vücuduna dışarıdan alınan veya biyolojik olaylar sonucunda oluşan serbest radikalleri yok eden veya oluşmasını önleyen, yükseltgenmeyi engelleyici.

İngilizce'de Antioksidan ne demek? Antioksidan ingilizcesi nedir?:

antioxydan, antioxidant

Antioksidan hakkında bilgiler

Antioksidan veya yükseltgeme önleyici, yağların otoksidasyonunu yavaşlatan madde. Canlılarda, kimyasal süreçler (prosesler), özellikle oksitlenme, serbest radikallerin oluşmasına neden olur. Yüksek derecede reaktif olan serbest radikaller farklı moleküller ile kolayca reaksiyona girebilir ve böylece hücrelere, canlıya zarar verebilir. Antioksidanlar serbest radikallerle reaksiyona girerek (onlarla bağ kurarak) hücrelere zarar vermelerini önler. Bu özellikleriyle hücrelerin anormalleşme ve sonuç olarak tümör oluşturma risklerini azalttıkları gibi, hücre yıkımını da azalttıkları için, daha sağlıklı ve yaşlılık etkilerinin minimum olduğu bir hayat yaşama şansını yükseltir.

 

Sentetik antioksidanların gıdalardaki kullanımı 1940'lı yıllarda BHA ve gallik asidin esterlerinin oksidasyonu önlediklerinin anlaşılmasıyla başlamıştır. Demir ve bakır gibi geçiş metallerinin zararlı etkileri sitrik asit (CA), etilendiamintetraasetikasit (EDTA) veya onların türevlerine metal deaktivatör veya şelat ajanı olarak etki ettikleri ondan sonra bulunmuştur. 1954'te ABD'de BHT'nin gıdalarda kullanılmasına müsaade edilmiştir. Tersiyer bütil hidrokinon (TBHQ) 1972'de ticari ölçüde kullanılmaya başlamıştır. Sentetik antioksidanların muhtemel karsinojenik etkileri büyüyen bir tepkiye neden olmaktadır. Böylece Japonya ve çok sayıdaki diğer ülke BHA'nın gıdalarda kullanılmasına izin vermemektedir. TBHQ'nun da Kanada, Japonya ve Avrupa ülkelerinde kullanımına izin verilmemektedir. Bu yüzden sentetik antioksidanların yerine doğal antioksidanların kullanımı için genel bir istek mevcuttur.

Antioksidan özelliği keşfedilen birçok farklı madde vardır. Bu maddelerin bir kısmını diyetimizde (özellikle bitkilerden) alırken, bir kısmını vücut kendisi, serbest radikallere karşı bir savunma sistemi olarak üretir. Vücudun serbest radikallere karşı savunma olarak ürettiği antioksidanlar; katalaz, glutatyon peroksidaz, ve SOD (superoksit dismutaz) gibi enzimlerdir.

Vücuda doğal besinlerden alınan antioksidanların dışında, son yıllarda bir antioksidan ihtiva eden çok diyet takviye ürünü ve krem çıkmıştır. Her ne kadar şu ana kadar ciddi yan etkiler, olumsuz sonuçlar veya toksisiteler görülmemiş olsa da uzun dönemde bu tür diyet takviye ürünleri ve kremlerin nasıl sonuçlar veya yan etkiler doğurabileceği kesin değildir. Şu da unutulmamalıdır ki, antioksidanlar kanser ve yaşlılık etkilerinin risklerini azaltmakta önemli de olsalar, "sihirli iksir" değildirler.

 

Antioksidan tanımı, anlamı:

Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Besin : Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda. Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.

Madde : Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Para, mal vb. ile ilgili şey. Duyularla algılanabilen nesne. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm.

Canlı : Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Canı olan, diri, yaşayan. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Güçlü, etkili. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde.

Yağlı : Yağdan kirlenmiş veya lekelenmiş olan. Üzerinde veya içinde yağı olan. Besili, semiz. Bol ve kolay kazanç sağlayan. Yağla yapılmış. Yağı çok olan.

Beyaz : Ak, kara, siyah karşıtı. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Beyaz ırktan olan kimse. Bu renkte olan. Beyaz zehir.

Renkli : Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

Sebze : Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.

Meyve : Ürün, sonuç, kâr. Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş.

Kararma : Görüntülerin gittikçe kararıp görünmez duruma geçmesine dayanan bir noktalama türü. Kararmak işi.

Önlenme : Önlenmek işi.

Kimyasal : Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi.

Antioksidant : Oksidasyonu azaltan veya önleyen maddeler.

Diğer dillerde Antioksidan anlamı nedir?

Fransızca'da Antioksidan : antioxydant [le]