Birincil üreticiler nedir, Birincil üreticiler ne demek

Teknik terim anlamı:

Fotosentez yoluyla inorganik maddelerden yüksek enerji potansiyeline sahip organik bileşikleri sentezleyen ve besin pramidinin ilk basamağını oluşturan organizmalar, primer üreticiler.

Birincil üreticiler kısaca anlamı, tanımı

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse

Birinci : Bir sayısının sıra sıfatı. Zaman, yer, sıra bakımından başkalarından önce gelen kimse, şey. Sırada, önem sırasında en üstün olan kimse. Ulaşım araçlarında mevki, sınıf.

Birincil : Sırada, önemde ilk yeri alan. Asli.

Üretici : Üretimle uğraşan kimse, yetiştirici, müstahsil, prodüktör, tüketici karşıtı. Üretim sağlayan.

Primer üreticiler : Birincil üreticiler.

Organik bileşik : Canlı organizmanın özelliklerini gösteren ve karbon kapsayan bileşikler. Karbon-karbon bağı içeren kolayca yanabilen, yem içerisindeki yağ, protein, karbonhidratlar gibi geniş bir kimyasal bileşikler grubu.

Fotosentez : Yeşil bitkilerin ışıkta basit birleşiklerinden karmaşık yapılı organik moleküller üretmesi.

Potansiyel : Gizli kalmış, henüz varlığı ortaya çıkmamış olan, gizil. Gizil güç. Gelecekte oluşması, gelişmesi mümkün olan. Kullanılmaya hazır (güç, yetenek).

Organizma : Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü, uzviyet. Herhangi bir canlı varlık.

 

İnorganik : Cansız olan. Organik olmayan, anorganik. Organlardaki bozukluktan ileri gelmeyen hastalık. Hücrelerin cansız bölümleri.

Yoluyla : Aracılığıyla. Yöntemiyle, usulüne uygun olarak. bir şeye göre, bir şeye uygun olarak.

Organik : Doğal yolla yapılan. Bir görevi yerine getirmekle yükümlü kuruluşla ilgili olan. Organlarla ilgili, uzvi. Canlı, güçlü (ilişki).

Bileşik : Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde). Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası.

Enerji : Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke. Manevi güç. Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç.

Sentez : Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim. Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim.

Yüksek : Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı. Yukarıda, üst tarafta olan yer. Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan. Normal değerlerin üstünde olan. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan. Güçlü, şiddetli. Derece ya da makamı bakımından üstün. Erdemli, faziletli. Etkili.

Basama : Çocuk yürütme arabası.

Primer : Birinci. Sentetik olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci derecedeki, birincil, ilk, esas. Yapay olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci, birincil, esas. DNA replikasyonu esnasında, DNA sentezinin başlayabilmesi için kalıp DNA’nın başındaki nükleotit dizisine antiparalel ve komplementer olarak sentezlenen RNA oligonükleotidi. Tek zincirli DNA’ya bağlanan kısa DNA veya RNA parçası.

 

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Diğer dillerde Birincil üreticiler anlamı nedir?

İngilizce'de Birincil üreticiler ne demek ? : primary producer