Duralama süresi nedir, Duralama süresi ne demek

Duralama süresi; Fizik alanında kullanılan bir kelimedir.

Fiziksel anlamı:

Bağlı bir eksiciğin en üst erke düzeyindeyken daha alt bir düzeye düşerek, aradaki erke çıkaranını ışıması için geçen süre.

Duralama süresi kısaca anlamı, tanımı

Dura : Çatının saçağı. Kapı üzerindeki örtme. Artık, geri kalan anlamında kullanılır. Sert. “Yaşasın, ölmesin” anlamında kullanılan bir isim”. Balıkesir kenti, Şevketiye nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Mardin şehri, Kızıltepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Samsun şehrinde, Kavak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi

Dural : Hep aynı durumda ve değişmeden kalan. Belli zaman aralığı içinde, olayların ve nesnelerin, sürekli denge nedeniyle kimi özelliklerinde gözlenen değişmeme durumu. Devingenliğini ve etkinliğini yitirmiş olan. Hep aynı durumda olan, değişmeden kalan, sakin.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

 

Duralama : Duralamak işi.

Erke düzeyi : Bir atom ya da molekülün uyarılma erkelerini gösteren (belirleyen), aralıklı uyarma durumu. Bir öğeciğin ya da bir çekirdeğin nicemler kuramına göre iç erke değerlerine uyan belirli erke düzeyleri. Atom çekirdeğinden değişik uzaklıkta, kalımlı konumlarda bulunan elektronların, belirli değerler alan erkesel durumları.

Düzey : Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye. Bir kursun basamaklarından her biri, kur. Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye.

Geçen : Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.).

Çıkar : Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar.

Işıma : Işımak işi, ışıklanma, aydınlanma. Işınım.

Düşer : Yapılması gereken, yakışan iş.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Çıka : Kız çocuğu. Yaramaz çocuk.

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Işım : Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti. Simşek.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

 

Erke : Enerji. Pozitif bilimlerde iş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü.

Daha : Henüz. Bunun dışında. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Var olana, elde bulunana ek olarak.

Düze : Doz.

Eksi : Çıkarma işleminde - işaretinin adı, nakıs. Eksiklik. Sıfırdan küçük, önünde eksi işareti bulunan (sayı), negatif, nakıs, artı karşıtı.

Diğer dillerde Duralama süresi anlamı nedir?

İngilizce'de Duralama süresi ne demek ? : lingering period