Erke nedir, Erke ne demek

Erke; bir fizik terimidir.

Yerel Türkçe anlamı:

Erkek

Fazla nazlı ve serbest büyüyen çocuk.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Taneciklerin devinimini ya da devinim yapabilme gerilimlerini ölçen nicelik.

Felsefi anlamı:

(Doğa bilimlerinde) İş başarma gücü, bir direnmeyi yenme gücü.

(Aristoteleles'te) Bir olanağın gerçekleşmesi; gerçek durumuna gelmesi. Karşıtı bk. gizilgüç.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Doğada çeşitli hallerde görünen iş yapabilme yeteneği. Değişlik yollarla bir türünden ötekine dönüşebilen bellibaşlı erke türleri erkil, devimsel, elektriksel, ısıl, ışıl, kimyasal, çekirdeksel erkelerdir.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

İş yapabilme yeteneği. (Erkenin gizil, devimsel, elektriksel, ısıl, kimyasal, nükleer, radyan gibi çeşitli biçimleri vardır ve bunlar, uygun araçlarla birbirlerine çevrilebilir. Erkenin SI birimi jul'dür, simgesi E'dir).

Erke isminin anlamı, Erke ne demek:

Kız ismi olarak; İş başarma gücü. Nazlı, serbest büyütülmüş çocuk. Erkek ismi olarak; İş başarma gücü. Nazlı, serbest büyütülmüş çocuk.

Bilimsel terim anlamı:

Özdeğin iş yapabilme yeteneğinin ölçüsü olan nicelik. (Konumsal görelikten doğan gizilgüç ya da konum değişiminden doğan kinetik erke gibi biçimleri, ısı ve iş gibi bir dizge ile çevresi arasında aktarım türleri; ışınım, elektrik, yüzey erkeleri gibi türleri vardır.)

 

fizik, kimya: Bir nesne ya da dizgede bulunan iş yapabilme gücü.

İngilizce'de Erke ne demek? Erke ingilizcesi nedir?:

energy

Erke kısaca anlamı, tanımı:

Erkeç : İğdiş edilmiş, üç yaşından büyük erkek keçi.

Erkeçsakalı : Keçisakalı.

Erkeğimsi : Erkeksi.

Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer : "kendini bir erkeğe beğendirmek isteyen kadın, ona güzel yemekler hazırlamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Erkek : İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Sert, kolay bükülmez. Yetişkin adam, bay, er kişi. Sözüne güvenilir, mert. Koca. Sperma oluşturan organizma. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.

Erkek anahtar : Dişi yuvaya giren anahtar.

Erkek arslan arslan da dişi arslan arslan değil mi : "güçlülük ve yüreklilik yalnızca erkeklerde değil kadınlarda da vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Erkek bakır : Kolay ısınıp geç soğuyan, sert bir bakır türü.

Erkek berberi : Berber.

Erkek demir : Bir tür sert demir.

 

Erkek erkeğe : Yalnız erkekler arasında.

Erkek fatma : Erkek gibi davranışları olan kadın.

Erkek fiş : Prize sokulan bacaklı elektrik fişi.

Erkek gibi : Erkeğe yakışır, erkeğe benzer.

Erkek işi : Yalnızca erkeğin yapabileceği, daha çok güç, kuvvet isteyen zahmetli iş.

Erkek koyun kasap dükkanına yaraşır : "miskin erkek, yaşamaya layık değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Erkek milleti : Toplumun erkek cinsten oluşan bölümünün tümü.

Erkek olmak : Erkeğe yaraşır davranışlarda bulunur duruma gelmek. sünnet olarak erkekliğe adım atmak. kadınken cinsiyet değiştirmek.

Erkek organ : Bitkilerde taç yaprakların çevrelediği, döllenmeyi sağlayan tek veya birçoğu bir arada bulunan organ.

Erkek sel kadın göl : "erkek, parayı bilinçsizce harcama eğiliminde olsa bile kadın buna meydan vermemeli, tutumlu olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Erkek terzisi : Erkek elbisesi diken terzi.

Erkekçe : Erkek gibi, erkeğe yakışır bir biçimde, yiğitçe, mertçe.

Erkekçil : Erkeğe düşkün.

Erkekevi : Oğlanevi.

Erkeklenmek : Kabadayılık gösterisinde bulunmak.

Erkekler hamamı : İçinde sadece erkeklerin yıkandığı veya erkeklere ayrılmış hamam.

Erkekleşmek : Kız, kadın erkek gibi sert davranışlar kazanmak. Çocukluk çağından çıkıp erkeklik çağına girmek.

Erkekli : Erkeği olan.

Erkekli kadınlı : Kadın erkek hep bir arada yapılan. Kadın erkek hep bir arada olarak.

Erkekliğe sığmamak : Mertliğe, yiğitliğe yakışmamak.

Erkekliği kesilmek : Erkek fizyolojik görevini yerine getirememek.

Erkekliğine yedirememek : Mertliğe, yiğitliğe yakıştıramamak.

Erkeklik : Erkek olma durumu. Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik. Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü.

Erkeklik öldü mü : "haksızlığa karşı koymak, mertlik göstermek gerekiyor" anlamında kullanılan bir söz.

Erkeklik organı : Erkeğin çiftleşme organı, kamış, sik, zeker, penis, fallus.

Erkeklik sende kalsın : "karşısındakinin yakışıksız davranışına uyup da tatsızlık çıkarma, efendice davran!" anlamında kullanılan bir söz.

Erkeklik taslamak : Kendini erkek gibi göstermek, erkekçe davranışta bulunmak, kabadayıca davranmak.

Erkeksi : Erkeği andıran, erkeğe benzeyen, erkek gibi, erkeğimsi, maskulen.

Erkeksiz : Erkek olmaksızın. Erkeği bulunmayan.

Erkeksizlik : Erkeksiz olma durumu.

Erken : Vaktinden önce, alışılan zamandan önce, er, geç karşıtı. Sabahın ilk saatlerinde.

Erken bahar : İlkbahar.

Erken boşalma : Cinsel birleşimlerde bazı fiziksel veya ruhsal nedenlerden dolayı meninin erken gelmesi.

Erken bunama : Yaşlanmaya bağlı olmaksızın beyin hücrelerinde yozlaşma sonucu ortaya çıkan ilerleyici bellek zayıflığı.

Erken kalkan yol alır er evlenen döl alır : "yapacakları işlere erken başlayanlar kazançlı çıkarlar" anlamında kullanılan bir söz.

Erken kalktım işime şeker kattım aşıma : "işine sabahleyin erken başlayan kimse başarı elde eder" anlamında kullanılan bir söz.

Erken tanı : Hastalıkların belirtisiz veya belirtili döneminin başlangıcında ortaya çıkarılması.

Erken uyarı : Saldırıyı veya doğal felaketi başlangıç sırasında haber veren uyarı.

Erkence : Oldukça erken.

Erkenci : Erken davranan (kimse). Erken olgunlaşan veya yetişen (meyve, sebze). Sabahın ilk saatlerinde harekete geçen.

Erkencilik : Erkenci olma durumu.

Erkenden : Erken olarak, çok erken, ercecik.

Erkendoğan : Zamanından önce doğan (bebek), günsüz, prematüre.

Erkete : Gözetleme.

Erketeci : Gözetleyici.

Erketecilik : Gözetleyicilik.

Erketecilik etmek : Gözetlemek.

Erketelik : Gözetleyicilik.

Erketelik yapmak : Gözetlemek.

Bakımlı erkek : Görünüşe, giyimine kuşamına özen gösteren erkek, metroseksüel.

Eline erkek eli değmemiş olmak : Kız, namuslu olmak.

Elinin hamuruyla erkek işine karışmak : Kadınlar, beceremeyeceği işleri yapmaya kalkışmak.

Kadının fendi erkeği yendi : "kadınlar kurnazlıkta erkeklerden üstündürler" anlamında kullanılan bir söz.

Kadının yüzünün karası erkeğin elinin kınası : "yolsuz ilişkiler kadınlar için hoş karşılanmadığı hâlde erkekler bu gibi ilişkilerden övünme payı çıkarırlar" anlamında kullanılan bir söz.

Kadınlı erkekli : Kadın erkek karışık. Kadın erkek karışık olarak.

Kızlı erkekli : Kız erkek karışık. Kız erkek karışık olarak.

Enerji : Manevi güç. Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke. Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç.

Pozitif : Olumlu, negatif karşıtı. Artı.

Bilim : Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi. Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci. Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.

Başarma : Başarmak işi.

Direnme : Direnmek işi.

Yenme : Yenmek işi.

Erke aktaranı : Uyarılmış hal erkesinin bir özdecik içinde, bir eksicikten ötekine ya da özdecikten özdeciğe taşınanı.

Erke aralığı : Birbirine yakın erkelerden oluşmuş bir düzey dizisi ile gene öyle bir erke düzey dizisi arasındaki büyücek erke ayrımı.

Erke atlaması : Uyarık duru erkelerinin, özdecik içinde bir yerden bir yere ya da bir özdecikten başka birine geçmesi.

Erke dağılımı : Sayıtım düzeneği kurallarına göre, belirli koşullarda hangi devinim kipinde ya da nicemsel erke düzeyinde, ne ölçüde erke bulunacağını gösteren ortalamalar. Işıyan akımmıknatıssal erkenin, dalga boylarına düşen tutarlarımı gösteren dağılım işlevi; bu dağılımı gösteren eğri.

Erke denkliği : Termodinamiğin birinci yasasına göre, bir dizgeye giren çıkan erke türlerinin nicelikleri arasında kurulan denklik. (Giren çıkan erke nicelikleri arasındaki ayrım, dizge içinde ya üretilmiş, ya biriktirilmiş ya da yitirilmiştir.)

Erke dönüşümü : Erkenin bir durumdan bir başkasına, örneğin, elektrikselden ısıl erkeye dönüşümü. Çeşitli görünüm ve türlerdeki erkenin birbirine dönüşmesi olayı.

Erke düzeyi : Bir atom ya da molekülün uyarılma erkelerini gösteren (belirleyen), aralıklı uyarma durumu. Bir öğeciğin ya da bir çekirdeğin nicemler kuramına göre iç erke değerlerine uyan belirli erke düzeyleri. Atom çekirdeğinden değişik uzaklıkta, kalımlı konumlarda bulunan elektronların, belirli değerler alan erkesel durumları.

Erke eşbölümü : Nicemsiz sayıtım düzeneğine göre, belirli bir sıcaklıkta (T), devinen nesnenin her devinim kipine (örn. devinim erkesinin her bir boyut doğrultusundaki devinimden gelenine) ortalama (1/ kT nicelikte erke düşmesi ilkesi.

Erke eşbölüşümü : Isıl dengedeki bir doğabilimsel yapıda, erkinlik derecesi başına düşen erkenin özdeş ve kT/2'ye eşit oluşu.

Erke kortunumu yasası : Yalıtılmış, bir dizgede toplam erkenin değişmediğini, erkenin yoktan yaratılamayacağını ve yok edilemeyeceğini belirten yasa.

Erke ile ilgili Cümleler

  • Erkek arkadaşı bunu onun için yaptı.
  • Ali Mary'nin erkek arkadaşı hakkında bir şey bilmiyordu.
  • Erkek arkadaşı için bir hediye satın almak istiyor.
  • İkizler genellikle erken doğumludur.
  • Onun çok erkek arkadaşı var ama bu özel.
  • Ali eve erken gitmek isteyen tek kişi olmayabilir.
  • erkek arkadaşı bir türk
  • Erkeğin senin üzerinde egemen olmasına izin verme.
  • Erkek arkadaşı onu tekrar tekrar aldattı.
  • Erkek arkadaşı onu aldattı fakat o onu yakalayıncaya kadar o inkar etti.
  • Erkek arkadaşı destekleyici değildi.
  • Michael bir erkeğin adıdır ama Michelle bir kadının adıdır.
  • Köşede küçük bir grup erkek göründü.
  • O erkek kardeşinin en son görüldüğü yere döndü.

Diğer dillerde Erke anlamı nedir?

İngilizce'de Erke ne demek? : [Erke Energy Research and Engineering Corporation] n. power, strength; ability; capability

n. energy

Fransızca'da Erke : énergie [la]

Almanca'da Erke : die Energie

Rusça'da Erke : n. энергия (F)