Gözlenen sıklık nedir, Gözlenen sıklık ne demek

Gözlenen sıklık; Yöntem Bilimi alanında kullanılan bir sözcüktür.

Teknik terim anlamı:

Ki-kare ölçerinde iki değişkenin gösterdiği birlikte değişmeyi veren bir çapraz dağılımda her gözeye düşen sıklık, bk. beklenen sıklık.

Gözlenen sıklık tanımı, anlamı

Gözlenen : Bir gözlemleme sürecinde üzerinde gözlem yapılan birim (kişi, nesne, durum)

Sıklı : Kilitli.

Sıklık : Sık olma durumu. Ses, dalga vb.nin birim zamandaki titreşim sayısı, frekans. Sıkça geçme, kullanımı sık olma.

Beklenen sıklık : Ki-kare ölçerinde, iki değişkenin birlikte değişimini veren bir çapraz çizelgede adı geçen değişkenler arasında bir bağıntının bulunmaması durumunda her gözede gözleneceği varsayılan ve ilgili gözenin içinde yer aldığı sırayla dikecin gözlem toplamları çarpımının toplam gözlem sayısına oranı olarak bulunan sıklık, bk. gözlenen sıklık.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Değişken : Değişme özelliği gösteren, çok değişen, değişebilir, kararsız, değişici, mütehavvil. Geometride, bir koninin odağından çıkan dikeyin konikle kesiştiği noktaya kadar olan parçanın uzunluğu, parametre. Değişik sayı değerleri alabilen nicelik. Bir istatistik bütünün belli başlı niteliklerini daha basit ve kısa olarak gösterme olanağı veren ölçülebilir büyüklük, parametre. Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik, parametre.

 

Değişke : Varyant. Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik, modifikasyon.

Dağılım : Dağılarak birbirinden ayrılma. Birleşiminde kütle içinde tamamen eşit olarak dağılmış gerçek veya koloidal eriyik biçiminde başka bir madde bulunan katı, sıvı veya gaz durumundaki bütün cisimler. Bir toplumda, bir kümede incelenen bir veya birçok özelliğin zamana, yere, seçilen herhangi bir değişkene göre hesaplanan sayısal ve oransal dağılışı. Bir ses biriminin, anlam biriminin değişik kullanım veya bağlamlardaki çevrelerinin tümü. Mal üretiminde, katkıda bulunanlara, üretilen mallardan herhangi bir ölçüde verilmesi, dağıtılması. Paylaşım.

Değişme : Değişmek işi. Değişim.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

Çapraz : Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.

 

Birli : Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan. As (II).

Ölçer : Ateşi karıştıracak demir kol.

Değiş : Değme işi. Değişim.

Veren : Yokuş. Çürük, yıkılmış, çökmüş yapı ve benzerleri için.

Dağıl : Toz kaldırarak esen rüzgâr.

Dağı : Tarlalarda biten yabani otları yok etme. Eş erke ve oylumlu dizgelerden hangisinin daha çok olasılığı bulunduğunu ölçen temel ısıldevim-bilimsel nicelik. [Bakınız: dakı].

Diğer dillerde Gözlenen sıklık anlamı nedir?

İngilizce'de Gözlenen sıklık ne demek ? : observed frequency