Haçırget nedir, Haçırget ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: hecirget].

Sacayağı.

Tandır üzerine tencere koymaya yarayan, çeşitli biçimde olan demir ızgara.

Haçırget anlamı, kısaca tanımı

Haçı : Ufak sırık

Sacayağı : Üzerine tencere, tava vb. koymaya yarayan, ateş üzerine oturtulan, üç ayaklı çember veya üçgen biçiminde demir destek, sacayak. Her zaman dayanışma içinde olan kimseler, sacayak.

Hecirget : Tandır üzerine tencere koymaya yarayan, çeşitli biçimde olan demir ızgara.

Tencere : İçinde yemek pişirilen, kapaklı, genellikle metal kap.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Çeşitli : Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.

Tandır : Yere çukur kazılarak yapılmış olan bir fırın türü. Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılmış olan düzen.

Izgara : Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılmış olan parmaklık veya kafes biçiminde araç. Bu araç üstünde pişmiş. Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril. Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara. Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.

 

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Koyma : Koymak işi.

Izgar : Cimri. Hastalıklı, çok zayıf. Kurnaz. Zayıf, hasta. Cimri, hasis, bahil. Tekirdağ kenti, Malkara ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Demir : Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Güçlü, kuvvetli, sert.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

 

Saca : Sacayak. Balkon. (Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta).

Biçi : Erkek çocuk.

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Demi : Yemeni, yazma, başörtüsü, tülbent. Susuz, kıraç tarla. Dizlik, iç donu. Değil mi anlamında.

Diğer dillerde Haçbiçimi anlamı nedir?

Almanca'da Haçbiçimi ne demek ? : kreuzformig