Kirleten öder ilkesi nedir, Kirleten öder ilkesi ne demek

Kirleten öder ilkesi; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir.

İktisat terim anlamı:

Çevreyi kirletinin bunun bedelini ödemesi gerektiği, diğer bir deyişle çevre kirliliğinin denetim maliyetinin topluma ödettirilmesinden daha çok kirletenlere ödettirilmesini (içselleştirilmesini) ifade eden uluslararası çevre hukukunun bir ilkesi.

Kirleten öder ilkesi tanımı, anlamı

İlke : Temel düşünce, temel inanç, umde, prensip. Davranış kuralı. Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, umde, prensip. Öge, unsur. Temel bilgi

Çevre kirliliği : Doğal kaynakların aşırı ve yanlış kullanılması, tahrip edilmesi sonucunda çevrede dengenin olumsuz yönde bozulması ve birtakım sorunların ortaya çıkması.

Uluslararası : Çeşitli milletlerin arasında yapılan, milletlerin arasında çok yönlü ilişkilerle ilgili olan, milletlerarası, beynelmilel, enternasyonal.

Denetim : Denetleme.

Maliyet : Üretimde bir mal elde edilinceye değin harcanan değerlerin toplamı.

Toplum : Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet. Topluluk.

Maliye : Kamu ile ilgili işlerin yürütülmesi için gerekli gelirleri ve harcanan paraları düzenleyen kuralların bütünü. Devlet gelir ve giderlerini yöneten kuruluş. Konusu bu kuralları incelemek olan bilim dalı.

 

İçsel : İçle ilgili, içe ilişkin, dâhilî.

Kirli : Leke, toz vb. ile kaplı, pis, murdar, mülevves. Toplumun değer yargılarına aykırı olan. Aybaşı durumunda bulunan (kadın).

Bedel : Değer, fiyat, kıymet. Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. Bir ücret karşılığında çalışan kimse. Eşit, denk. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse.

Ödeme : Ödemek işi, tediye.

Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.

Hukuk : Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü, tüze. Haklar. Bu yasaları konu alan bilim. Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü. Ahbaplık, dostluk.

İfade : Anlatım. Dışa vurum. Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü. Deyiş, söyleyiş.

Çevre : Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

 

Deyiş : Deme, söyleme işi. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü. Halk şiiri, halk türküsü. Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.

Denet : Denetleme işi, teftiş. Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi.

Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Ulus : Millet. Bartın iline bağlı ilçelerden biri.

Diğer dillerde Kirleten öder ilkesi anlamı nedir?

İngilizce'de Kirleten öder ilkesi ne demek ? : polluter pays principle, polluter’s charge