Çevre kirliliği nedir, Çevre kirliliği ne demek

İktisat alanındaki kelime anlamı:

Üretim ve tüketim etkinlikleri sonucu ortaya çıkan katı, sıvı veya gaz biçimindeki atıkların fiziksel ve biyolojik ortamı olumsuz yönde etkilemesi sonucu insanla, içinde yaşadığı doğal çevre arasındaki dengenin bozulması. zıt anlamlısı eksi dışsal tasarruflar

İngilizce'de Çevre kirliliği ne demek? Çevre kirliliği ingilizcesi nedir?:

environmental pollution

Çevre kirliliği hakkında bilgiler

Çevre kirliliği, çevrenin doğal olmayan bir şekilde insan eliyle bozulmasıdır. Bu ekosistemi bozma eylemleri; kirlenme şeklinde tabir edilir.

Çevre; dünya üzerinde yaşamını sürdüren canlılarının hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Diğer bir deyişle "ekosistem" olarak tanımlanabilir.

Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, insan, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir.

Çevrenin canlı ögelerinin hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen, cansız ögelerin üzerinde ise yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışması olayına "çevre kirliliği" adı verilmektedir.Hızla artan insan nüfusu ihtiyaçları arttırmakta, insan eliyle yaratılan kirliliğin tabiata ve çevreye verdiği zararın boyutu her geçen gün artmaktadır. Yaşamı daha mükemmel hale getirmek, daha sağlıklı ve uzun bir ömür sağlayabilmek amacına dönük bazı gelişmelerin, kırsal ve kentsel alanlarda doğal kaynakları bozduğu, su, hava, toprak kirlenmesine yol açtığı, bitki ve hayvan varlığına ve sağlığına zarar verdiği açıkça görülebilen bir gerçek haline gelmiştir.

 

Çevre kirliliği ile ilgili Cümleler

  • Ekonomik büyüme çevre kirliliği pahasına sürdürülmemelidir.
  • Çevre kirliliğinin bir sonucu olarak gölde hiç bir yaşam formu mevcut değil.

Çevre kirliliği anlamı, tanımı:

Doğal : Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada olan, doğada bulunan. Katıksız, saf. Yapmacık olmayan. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel.

Kaynak : Bir şeyin çıktığı yer, menşe. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer.

 

Çevre : Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Yağlık. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

Olumsuz : Olumsuzluk anlatan (kelime, cümle), menfi. Davranışları beğenilmeyen, yıkıcı düşünceleri olan, zararlı, menfi. Yapıcı ve yararlı olmayan, hiçbir sonuca ulaşmayan, gözetilen amaca veya beklenilene uygun olmayan, menfi, negatif. Onaylamayan, kabul etmeyen, aleyhte olan. Bir şeyi inkâr eden, inkâr veya ret özelliği taşıyan.

Bozulma : Bozulmak işi.

Kirli : Leke, toz vb. ile kaplı, pis, murdar, mülevves. Aybaşı durumunda bulunan (kadın). Toplumun değer yargılarına aykırı olan.

Yanlı : Yandaş.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Tahrip : Yıkma, kırıp dökme, harap etme, bozma.

Edilme : Edilmek işi.

Denge : Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar. Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması.

Sorun : Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Sıkıntı veren durum, dert.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Çevren : Ufuk, göz erimi. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü.

Diğer dillerde Çevre kirliliği anlamı nedir?

İngilizce'de Çevre kirliliği ne demek? : n. environmental pollution, pollution

Fransızca'da Çevre kirliliği : la pollution de l'environnement

Almanca'da Çevre kirliliği : Umweltverschmutzung