Koğuşkent nedir, Koğuşkent ne demek

Koğuşkent; Şehir alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

İnsanların, çalışmak için bir başka yerleşim yerine gidip gelmek zorunda bulundukları, iş alanları ve ekonomik etkinlikleri ancak günlük gereksinmeleri karşılamaya yetebilen, başat özelliği oturma işlevinin yerine getirilmesi olan yörekent ya da uydukent.

Koğuşkent kısaca anlamı, tanımı

Koğu : Çekiştirme, yerme, kötüleme, dedikodu. Bol, gevşek : Bu çorap koğu örülmüş. [Bakınız: kohu]. [Bakınız: kov]

Koğuş : Kışla, okul, tutukevi, hastane vb. kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattığı veya barındığı büyük oda. Osmanlı Devleti'nde devşirilen çocuklara acemi ocağında eğitim ve öğretimin verildiği, birbirini izleyen yedi oda.

Kent : Şehir. Site.

Yerleşim yeri : Bir toplumsal kümenin ya da daha kalabalık bir nüfus topluluğunun, yaşamak ve ekonomik etkinliklerini sürdürebilmek amacıyla seçip yerleştikleri kent, kasaba, köy ya da daha küçük bir yer.

Gereksinme : Gereksinmek işi veya durumu. İnsanın yaşaması, gelişmesi, üremesi, sağlığını koruması, doğal ve toplumsal çevreye uyabilmesi için gereken şey, koşul. Güdü. Rahatlık ve uyum sağlayan ve düzgülü davranışları kolaylaştıran içerik ya da dışarık kimi şeylerden yoksun olma durumu. (Bazen doyurulmamış güdüler anlamında da kullanılır.).

 

Karşılama : Karşılamak işi, istikbal. Trakya ve Marmara bölgesinde oynanan bir halk oyunu veya bu oyunun müziği.

Getirilme : Getirilmek işi.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Çalışmak : Bir şeyi oluşturmak ya da ortaya çıkarmak için emek harcamak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Herhangi bir iş üzerinde olmak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak.

Etkinlik : Etkin olma durumu, müessiriyet. Bir işletmenin, bir kurumun belli bir alandaki eylemi, faaliyet, aktivite. Bir canlının iç veya dış uyaranların etkisiyle giriştiği çalışma durumu. Fiilde bulunanın, etkin olanın niteliği. İnsanın çevresiyle arasındaki ilişkileri düzenleyen her türlü eylemi.

Ekonomik : Ekonomi ile ilgili olan, iktisadi. Az masraflı, hesaplı, iktisadi. En az çabayla en çok verim alınan, kazançlı. Kolay kullanılabilen.

Yörekent : Genellikle oturma alanı niteliğinde olan, şehir merkezinden uzakta veya sınırlarına yakın yerlerde bulunan şehir yöresi, banliyö.

Uydukent : Büyük bir kentin dışarıda onun tüzel kişiliğinden bağımsız, ama toplumsal ve ekonomik etki alanı içinde kalan, gereksinmelerinden pekçoğunu oradan sağlamak zorunda bulunan, nüfusu genellikle büyük kentin iş yerlerinde çalışan kişilerden oluşan bir yerleşim yeri.

Ekonomi : İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat. Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat. Tutum.

 

Çalışma : Çalışmak işi, emek, say. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması.

Oturma : Oturmak işi. Kısa süre için konukluğa gitme.

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç.

Yerine : Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Başkasının adına. Alegori.

Gelmek : Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.

Günlük : O günkü, o günle ilgili. Günü gününe tutulan anı yazısı ya da bu yazıları içine alan eser, günce. Üzerinden gün geçmiş veya geçecek. Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan. Günü gününe tutulan hatıra, günce, muhtıra. Tütsü için kullanılan bir tür ağaç sakızı.

Diğer dillerde Koğuşkent anlamı nedir?

İngilizce'de Koğuşkent ne demek ? : dormitory town