Mec nedir, Mec ne demek
Mec; İktisat, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Pulluk kolu.
İktisat terim anlamı:
[Bakınız: sermayenin marjinal etkenliği].
Veterinerlikte sözlük anlamı:
En düşük etkili yoğunluk.
Teknik terim anlamı:
Kara sabanın elle tutulan kısmı. (Boğaz Susuz Kars).
İki tarafı da kesen kılıç.
Mec kısaca anlamı, tanımı
Sermayenin marjinal etkenliği : Yatırımın iktisadi ömrü boyunca sağlayacağı beklenen net getirilerin bugünkü değerini yatırımın değerine eşitleyen indirim oranı. Yapılacak her ek bir birimlik yatırım başına, bu yatırımın iktisadi ömrü boyunca sağlayacağı beklenen net ek getiri
En düşük etkili yoğunluk : İlaçların belirli bir hücre veya dokuda etki yapabilmeleri için orada belirli bir konsantrasyon eşiğinin üstündeki yoğunluklarda bulunmaları gereken doz, MEC.
Kara saban : Toprağı sürmede kullanılan ilkel bir tarım aracı.
Yoğunluk : Yoğun olma durumu. Bir cismin birim hacminin kütlesi, gravite. Yoğun bir maddenin özelliği, kesafet.
Marjinal : Aykırı. Son birim.
Sermaye : Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet. Konu.
Marjin : Kenar.
Pulluk : Toprağı sürmek için kullanılan tarım aracı.
Etkili : Etkisi olan, tesirli, müessir, patetik.
Yoğun : Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne).
Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.
Etken : Etki eden şey, faktör. Bir madde üzerinde belli bir değişiklik yapan şey, müessir. Doğrudan doğruya öznenin yaptığı işi anlatan, öznesi belli olan fiil, etken fiil, aktif, aktif fiil, malum, edilgen karşıtı.
Düşük : Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, bağan, sakıt. İktidardan düşmüş ya da düşürülmüş. Az. Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış. Dil bilgisi kurallarına uymayan. Eski değer ve onurunu yitirmiş olan.
Boğaz : Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki kara arasındaki dar deniz. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yedirip içirme yükümü, iaşe.
Serma : Soğuk.
Saban : Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı.
Susuz : Suyu olmayan, suyu bulunmayan. Yağmursuz, kurak geçen. Su olmadan. Suyu çok az olan. Kars iline bağlı ilçelerden biri. Susamış olan.
Kesen : Kesme işini yapan. Bir şekli özellikle bir üçgenin kenarlarını kesen doğru.
Pullu : Üzerine pul yapıştırılmış. Pulu olan. Üzerine pul işlenmiş.
Kılıç : Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah. Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası. Bu silah kullanılarak oynanan, hedef bölgesi baş, gövde ve kollar olan bir tür kılıç oyunu.
Diğer dillerde Mec anlamı nedir?
İngilizce'de Mec ne demek ? : mec

Bu kısımda Mec nedir? Mec ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Mec tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Mec hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.