Plesiotip nedir, Plesiotip ne demek

Teknik terim anlamı:

Başlangıçta çok iyi tanıtılmamış bir türü yeniden tanıtmak üzere yapılan bir tavsif işleminde biçimlerin çizildiği örnek.

Plesiotip tanımı, anlamı

Başlangıçta : İlk zaman, ilk dönem

Başlangıç : Bir iş, bir dönem, bir hayat vb.nin ilk bölümü. Ön söz, giriş, mukaddime.

Tanıtılma : Tanıtılmak işi.

Tanıtmak : Bir kimsenin veya bir şeyin tanınmasını sağlamak. Bir kişinin kim olduğunu başkasına bildirmek, tanıştırmak, takdim etmek, prezante etmek.

Yeniden : Gene, yine, bir daha, tekrar.

Tanıtma : Tanıtmak işi, takdim, prezantasyon.

Tavsif : Nitelendirme, niteliklerini söyleme.

Tanıtı : İletişim araçları yoluyla tanıtma işi. Duvar duyurusu. Seyircinin, bir tiyatronun oynadığı yapıta ilgisini sağlamak amacıyla, duvar duyurusu, gazete, radyo ve televizyon gibi iletişim araçlarıyla yapıtı tanıtma işi. Bir filmin izleyicisini çoğaltmak amacıyla çeşitli yollardan (gazete tanıtısı, radyo tanıtısı, el tanıtısı, vb.) yararlanılarak yapılan duyurular. Televizyon yoluyla yapılan tanıtı; bu tanıtı için hazırlanmış izlence. Bir yapıttan alınan ya da kalan parça.

Başla : Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Yumruklaşma oyununa başlatmak için orta hakemin verdiği komut.

 

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.

Tanıt : Tanıtlamaya yarayan belge veya herhangi bir şey, beyyine, hüccet. Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci.

Örnek : Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey, model. En iyi biçimde olan. Bir şeyin benzeri, tıpkısı, kopyası, misil. Durum ve niteliği benimsenmeye değer kimse veya şey, model, paradigma. İncelemek veya denemek üzere insan ve hayvan vücudunun, bitkinin veya nesnenin herhangi bir yerinden alınan doku parçası, numune. Bir düşünceyi, kuralı, gözlemi veya savı desteklemek ve açıklamak amacıyla ileri sürülen söz, yapılmış olan davranış, misal.

İşlem : Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.

 

Biçi : Erkek çocuk.

Tanı : Hastalığın ne olduğunu araştırıp ortaya koyma, tanılama, teşhis.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Çizi : Çizgi. Tutum, davranış. Saban demirinin toprakta bıraktığı iz.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

İşle : Nakış: İşle ipliğini aldım.

Diğer dillerde Plesiotip anlamı nedir?

İngilizce'de Plesiotip ne demek ? : plesiotype