Serap nedir, Serap ne demek
Serap; kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen göz yanılması, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu, ılgım, yalgın, pusarık

"Serap" ile ilgili cümle
- "Bu kitapların haricinde herhangi bir menfaat ummak, seraptan su ummak gibi olur." - N. F. Kısakürek
Serap isminin anlamı, Serap ne demek:
Kız ismi olarak; Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanılması, ılgın. Öteki dünya.
Serap hakkında bilgiler
Serap, Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen optik yanılma, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi, cisimle birlikte ters görüntünün oluşumudur. Ilgım, yalgın, pusarık isimleriyle de bilinir. Serap optik bir doğa olayıdır. Kısaca, uzak nesnelerin görüntüsünün, ışık ışınlarının bükülmesiyle, aslında bulunmadıkları bir yerde görünmesidir. Halüsinasyonun tersine, serap bir doğa olayıdır. Kamera ile kaydedilebilir. Gözlemcinin konumunda bulunan herhangi bir optik alet bu ışık olayını gözlemleyebilir.
Serap anlamı, tanımı:
Atmosfer : İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava. Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). Hava yuvarı.
Işık : Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma.
Kırılma : Yürürken salınma, nazlı yürüyüş. Kırılmak işi. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi.
Doğan : Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus).
Kolaylık : Kolay olma durumu. İşlerin kolayca yapılmasını sağlayan şey. Bir işi yapabilme durumu veya imkânı. Kolay duruma getiren.
Gözlem : İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem. Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat.
Yanılma : Yanılmak işi.
Uzak : Arada çok zaman bulunan. Eli, gücü veya hükmü yetişmez. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı. Yakın olmayan yer. İhtimali az olan.
Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.
Yansı : Akis. Tepke. Bilgisayar veya tepegözle hazırlanan saydamın yansıtılmasıyla perdede ortaya çıkan görüntü. Işığın parlak bir yere çarpıp geriye doğru yön değiştirerek kaynağını göstermesi, inikâs.
Cisim : Gövde, beden, vücut. Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey.
Birlik : Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen.
Ters : Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Hayvan pisliği. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Bir şeyin aksi, karşıtı. Bir şeyin içe gelen yanı, arkası.
Görüntü : Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta. Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet. Manzara. Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme.
Oluşum : Oluşma işi, teşekkül, teşkil. Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci.
Ilgım : Serap.
Yalgın : Serap.
Pusarık : Puslu, puslanmış, sisli. Serap.
Buz serabı : Buz ışığı.
Sera : Sebze ve meyvelerin yetiştirildiği ve hava şartlarına karşı korunduğu cam ve naylonla kaplı yer, limonluk, ser.
Serapa : Baştan başa.
Optik : Gözlükçü. Görme ile ilgili olan. Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu.
İsim : Ad. Ad. Kişi, insan.
Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.
Nesnel : Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif. Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı. Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, objektif.
Bükülme : Bükülmek işi.
Bulunma : Bulunmak işi.
Görünme : Görünmek işi.
Diğer dillerde Serap anlamı nedir?
İngilizce'de Serap ne demek? : n. fata morgana, mirage, will o' the wisp
Fransızca'da Serap : mirage [le]
Almanca'da Serap : n. Luftspiegelung
Rusça'da Serap : n. мираж (M), марево (N)

Bu kısımda Serap nedir? Serap ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Serap tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Serap hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.