Teheze nedir, Teheze ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çürük, bozuk.

İşe yaramaz, yıpranmış durumda.

Arapça kökenli tekazâ: iğreti; bozuk; çabuk bozulabilir.

Teheze anlamı, kısaca tanımı

Tehe : Şaşma ünlemi. Sanıldığı gibi, göründüğü gibi olmayan : Bu adam tehe değildir. Önemsiz, boş: O adamın buraya gelip gitmesi tehe değil

Yaramaz : Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.

Kökenli : Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.

Yarama : Yaramak işi.

İğreti : âriyyet. -alan: âriyyet alan, müsteir. -söyleşmesi: âriyyet akdi. -veren: âriyyet veren, muir. -verme: iâre (bk. âriyyet). (Söz sanatı terimi) İğretilemede iğreti olarak alınan kelime.

Arapça : Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi. Bu dille yazılmış olan.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Köken : Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.

 

Bozuk : Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.

Çürük : Çürümüş olan. Sakat. Vurma veya sıkıştırma yüzünden vücutta oluşan mor leke. İş göremez, hastalıklı. Sağlam bir temele veya kanıtlara dayanmayan. Sağlam ve dayanıklı olmayan.

Çabuk : Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü.

Teka : [Bakınız: “taka"]. Çeşitli yapı, organ ve organizmaları saran koruyucu kapsül ya da örtü. Spor kılıfı, polen kılıfı, folikül örtüsü gibi. Çiçekli bitkilerde erkek organın (stamen) anterinin parçaları. Herhangi bir oluşumu dıştan zar biçiminde saran örtücü tabaka, kılıf, tabaka, kapsül, zarf veya muhafaza.

Köke : Su içinde çökerek taş haline gelmiş kireç ya da kum. Silisli, kumlu taş. [Bakınız: köfeke]. Çok sert, yeşile yakın renkteki toprak tabakası. Toprak tencere, güveç. Denizli ili, Acıpayam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Isparta ili, Gelendost ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).

Arap : Fotoğrafın negatifi. Koyu esmer. Fellah. Orta Doğu ile Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse.

 

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

İşe : Fidan. Şey.

Diğer dillerde Teğetsel hız anlamı nedir?

İngilizce'de Teğetsel hız ne demek ? : tangent